12 Öfkeli Adam Film Afişi

12 Öfkeli Adam Filmi Eleştirisi

07 Şubat 2018

12 Öfkeli Adam, 1957 yapımı yönetmen Sidney Lumet’ in ilk uzun metraj filmi olma özelliği taşımaktadır.



1957 yapımı film, yönetmen  Sidney Lumet’ in  ilk uzun metraj filmi olma özelliği taşımaktadır. Günümüzde  mutlaka izlenmesi gereken filmler listelerinin  neredeyse tamamında karşımıza çıkan başarılı bir yapımdır. Peki filmin başarısı, zamansızlığı nereden geliyor?
Tek bir mekanda birbirine bağıran, çağıran, bolca terleyen ve durmadan konuşan 12 adam! İnsan bu açıdan baktığı zaman filmin sıkıcı olabileceğini düşünebilir ancak filmi efsaneleştiren şey,  iki saatin sonunda  nasıl bittiğini anlayamayacak kadar sizi içine alması oluyor.
Film 1950’lerin Amerika’sının küçük bir maketi gibi, jüri üyesi olan çeşitli sosyo-ekonomik sınıflardan gelmiş 12 beyaz  erkeğin, 18 yaşında ingilizce’yi bile doğru düzgün konuşamayan bir alt sınıf çocuğun ne ceza alması gerektiği üzerine karar almaya çalışmalarını anlatıyor. Çocuk babasını öldürmüştür ve cezası elektrikli sandalyedir, eğer 12 jüri de evet oyu verirse geriye kararın uygulanması kalacaktır.
Film insanlık tarihi kadar eski bir mevzuyu merkezine almıştır.  “Adalet nedir?” , “İnsan doğası diye bir şeyden söz edebilir miyiz?” ya da “İyinin ve kötünün doğuştan var olduğu kabul edebilir miyiz?”
Tüm bu soruların üzerinde yoğunlaşması bile filmin iddialı olma sebeplerinden biri haline geliyor.
İlk sahne kocaman bir adalet sarayı ile açılıyor. Adalet, bu görkemli yapıdan çıkmazsa nerden çıkabilir ki? Filmin en etkili sahnesi çocuğun içeri giren jüriye attığı son bakış oluyor. Aslında bu bakış filmin bütün omurgasını oluşturuyor. Birinin ölümüne karar vermek  bunun sorumluluğunu almak işte bunun üzerine düşünmeliyiz.



Jüri üyelerinden 11 tanesi  çocuğun suçlu olduğu ve öldürülmesi gerektiği yönünde oy kullanır ve pek çoğu onun artık hayatta olmayacağı gerçeğiyle ilgilenmemektedir. Gerçeği  aramak gibi bir dertleri yoktur. İçlerinden biri en kısa zamanda kararı alıp Beyzbol maçına gitme isteğini söylemekten hiç çekinmez. Aslında günümüz içinde geçerli olan bir durum bu hepimizin aldığı kararlar vardır ve nelere sebep olacağı üzerine asla düşünmeyiz. Yeter ki istediğim şeyi yapmaktan geri kalmayayım derdindeyiz.
Ama 8 numaralı jüri, bembeyaz takım elbisesiyle adeta bu umursamazlığa savaş açar gibi durup düşünmeye davet eder gibi “hadi konuşalım” der. Filmin bundan sonrası delillerin yavaş yavaş çürütülmesi ile jüri üyelerinin saf değiştirmesi hikayesine dönüşür. Kimse emin olmadan bu çocuğu öldürtmek istemez. Akıl ve iyi niyet üstün gelirken, boğucu hava dağılır ve tüm insanlar ortak bir noktada buluşur. Film mutlu gibi görünen bir sonla biterken rahat bir nefes alıyoruz . 8 numaralı jüri  üyesi David adliyeden doğru kararı almış olmanın verdiği rahatlama ile çıkıyor.