7. Koğuştaki Mucize Film Afişi

7. Koğuştaki Mucize Filmi Eleştirisi

7.Koğuştaki Mucize; son 16 yılın Ekim ayının en yüksek gişeli başlangıcını yaptı.

Geçtiğimiz hafta vizyona giren 7.Koğuştaki Mucize; son 16 yılın Ekim ayının en yüksek gişeli başlangıcını yaptı. Filmi hafta sonu tam 615bin kişi izledi. Filmin yönetmen koltuğunda Mehmet Ada Öztekin’in oturduğu film, Güney Kore yapımı “Miracle No 7” adlı filmden uyarlama. 7.Koğuştaki Mucize, uyarlanan orijinalin aksine tam bir dönem filmi. 80 darbesi sonrasında Türkiye’nin atmosferi filmle özdeşleştiriliyor ve zamanın koşulları ve problemleri senaryonun yan çatışmalarını oluşturuyor. Güney Kore yapımında ise bahsedilen baskı politikası polislerin eylemlerine yüklenmiş. Öyle ya da böyle birbirinden farklı iki ayrı kültür ortak bir algıda buluşuyor. Her iki filmde de dizgini mümkün olmayan tanrısal güç, sivil halkta sessiz kalınamayacak hasarlara sebep oluyor.




Güven veren, sıcacık bir kasabada açılıyor sahne. Muğla’nın kendine has havası, Ege’nin mavi yeşil coğrafyası.. Kızıyla aynı akıl yaşına sahip Memo’nun, kızı Ova’nın ve babaannesinin öyküsü 1983e dayanıyor. Çobanlık yaparken komutanın kızının peşi sıra güle oynaya dağlara koşan ve bir yanlış anlaşılmanın ortasına düşen Memo, sorgusuz sualsiz türlü işkencelere ve hapis cezasına çarptırılır. Yönetmen Öztekin, babaanneye yazdığı bir diyalogla ekler yorumunu olaya: “O komutan ya, dünyanın hakimi. Buraların Allah’ı o.”

Filmin karakterleri baştan sona sürekli bir gelişim içerisinde. Komutan hariç hemen her karakterin dönüşümünü ve kırılma noktasını gözlemlememiz mümkün. Durum böyle olunca da sık sık ters köşe oluyor, herbiri hakkında fikir değiştiriyoruz. Filmin hissel dinamiği yerinde. Kadrosunda başarılı oyuncuları barındıran film, her duygu için ayrı ayrı tatminlerini performanslarla desteklenmiş. Özellikle Aras Bulut İynemli’nin başarısı ve doğru gözlemlerle seçilen oyuncu tiplemeleri takdire şayan.




En özgün diyalogların ve karakter yaratılarının bulunduğu kısımlar hapishane sahneleri. Koğuştaki her bir karakterin, üzerlerine ayrı filmler çekilecek kadar kuvvetli hikayeleri ve espirileri var. Mekan kullanımı ve çizilen atmosferin klişeden uzaklığı oldukça sevindirici. Yalnız kostüm için aynı şeyleri söylemek güç. Yaşlı babaannesiyle yaşayan ve birkaç koyundan öte maddi gücü kısıtlı olan Ova’nın bu hapishane sahnelerinde giydiği kıyafetler kafa karıştırıcı. İmkanlar dahilinde dikilmesi güç tulum modelleri ve yöresel çağrışımdan uzak kumaş seçimleriyle kostümler dönemsel ve mekansal gerçeklikle zıt düşüyor, hikayenin bize en başta kabul ettirdiği doğrularla çelişiyor.




Sinemanın göstermeden anlatma gücü tartışılamaz. Fakat film, bunu destekleme amacıyla yer verdiği planlarla çok da yerinde kullanamamış. Tüm güzel taraflarının yanında; uzun müzikler ve duygusal ağırlığı artırmak yolunda başvurulan senaryosal açıklarla, düşülen diyalog tekrarıyla eleştirel kısımları da olduğu aşikar. Zaten elde ettiği gişe başarısını bu tür yanlışlara düşmeden de gerçekleştirebilir miydi? İşte o merak konusu.

7.Koğuştaki Mucize, bir kavuşmanın öyküsü. Öztekin’in de belirttiği, filme ilham kaynağı olan Ahmed Arif dizeleriyle özetliyoruz bu rekortmen filmi: “Bilmezler nasıl aradık birbirimizi; 

bilmezler nasıl sevdik.. 

İyi yitik hasret.. İki parça can...”