Bal Ülkesi Film Afişi

Bal Ülkesi Filmi Eleştirisi

Çekimleri üç buçuk yılda tamamlanan, Oscar adayı Honeyland belgeseli film eleştirisi.



2017’de Saraybosna Film Festivali Work In Progress kategorisinde TRT Ödülü alan Honeyland; Oscar Ödülleri’nde “Yabancı Dilde En İyi Film” ve “En İyi Uzun Metraj Belgesel” ödüllerine aday gösterildi. Yönetmen koltuğunu Amara Kotevska, ve Ljubomir Stefanov’un paylaştığı belgeselin çekimleri 3 buçuk yılda tamamlandı.


Honeyland, Kuzey Makedonya’nın İştip şehrine yakın Bekirli Köyü’ nde yaşayan, Avrupa'da yabani arı yetiştiriciliğiyle uğraşan son kadın olan 50 yaşındaki Hatice(Atidze) Murtova’yı anlatıyor. Muratova odağında film; arıcılığı, doğal kaynakların kullanımını ve arıların ekosistemdeki varlığını konu alıyor.Yatalak hasta annnesiyle birlikte suyu ve elektriği olmayan bir köyde yaşayan Hatice,  arılara ve bala olan sevgisinin küçüklük yıllarına dayandığına söylüyor. Maddi imkansızlıklar nedeniyle bal satın alamayan bir aileden gelen Muratova, bal yapımını öğrenmeye küçük yaşlardan başlamış; şimdilerle bal yapıp satarak yaşamını devam ettirmekte. Bunu yaparken “Hem size hem bize, yarı sana yarı bana" felsefesiyle hareket eden Hatice, aza kanaat getirmeyi öğrenmiş; güçlü adımlarıyla örnek alınacak bir karakter. Arılarla konuşarak, kendi adımlarını kayalara taşlara güçlü basarak, kilometrelerce yol yürüyerek yapıyor mesleğini. Tıpkı doğa gibi, sessiz; sakin ve azimle. Sonra bir aile taşınıyor karşı eve. Ve insan; toprak anaya olduğu gibi Hatice kadına da gösteriyor dişlerini. Sistemini bozuyor, hile karıştırıyor. İnsanın içten pazarlığı, yetinemeyişi; tıpkı Dünya gibi Hatice’nin de yorgunluğuna yol açıyor. İnsan, insanlık(!) yapıyor kısaca. Her şeye karşı dimdik duran bacakları titriyor Hatice’nin, içi gülen gözleri yaşlanıyor. Asıl sığınağını, benliğini kaybediyor. İşte o zaman anlıyor ki; kalabalık aslında yalnız olmakmış. İnsan da, insan işte.


Filmin, Sundance Film Festivali'nde kazanması ve 3 ödül ve iki dalda Oscar'a aday gösterilmesinden sonra film ekibi tarafından hediye edilen daha merkezi konumdaki yeni evine taşındı Hatice. Filmde rol almasını "dualarının kabul olması” olarak yorumlayan Muratova, her şeyiyle filmin içinde. Onu, gerçek bir belgesel yapan da bu. Diyaloglar doğal, yaşananlar doğal, Muratova bütünüyle gerçek. Doğumlar gerçek, filmde de yer aldığı gibi annesinin vefatından kısa süre önce rahatsızlandığı da; ölümler de gerçek. Bu gerçeklik; Fejmi Daut ve  Samir Ljuma’nın estetik görüntüleriyle taçlanmakta. Hatice’nin olağanüstü bir güçle, petek petek kurduğu Bal Dünyası’nın duygusal atmosferi, insan ve tabiat arasındaki ilişki üzerine seyirciye düşünmesi gereken büyükçe bir alan bırakıyor.


O alanda filmin aslını özümseyeceğimizi umduğum bilinçli bir hafta ve iyi seyirler diliyorum efenim.