Beden Ve Ruh Film Afişi

Beden Ve Ruh Filmi Eleştirisi

Film Detayları Eleştiri
18 Şubat 2018

Mezbaha sahneleri bolca hissettiren Ildikó Enyedi'nin yazıp yönettiği filmin başrollerinde Morcsányi Géza ve Alexandra Borbély yer alıyor.



Endre, Budapeşte yakınlarında bir mezbahada müdür olarak çalışan, çalıştığı yere de en az içinde yaşadığı dünyaya olduğu kadar yabancı, sakin ve içine kapanık bir adamdır. Mezbahada kalite kontrol görevlisi olarak işe alınan Maria’yı gördüğünde onda tanıdık bir şeyler fark eder ama adını koyamaz. Maria ise sosyal fobileri ile obsesif kompülsif bozukluğun hemen her belirtisini bünyesinde bulunduran ve bu nedenle yaptığı seçimlerle zaman zaman çevresindekilerin alay konusu olan genç bir kadındır. Endre’nin başarısız iletişim kurma denemeleri, Maria’nın Endre’ninkinden bile beceriksiz karşılıkları sonucu bir aşk ihtimali daha girişim aşamasında başarısızlığa mahkûm olacakken mezbahada bir suç işlenir. Kimin böylesi bir suç işleyebileceğini tespit etmek için mezbahadaki tüm çalışanlarla görüşen psikolog, herkesin son gördükleri rüyayı öğrenmek ister. Endre ve Maria’nın arasında ikisinin tahmin bile edemeyeceği bir bağ olduğu böylece ortaya çıkar. Her gece aynı rüyayı gören ikili geyik formunda rüyalarda buluşmaktadır.

Gerçek hayatta bedensel bir engeli olan Endre ve kendi bedenine tamamen yabancı olan Maria rüyalarında özgürce koşmakta, birine nasıl dokunacaklarını bile bilemezken geyik bedenleriyle korkusuzca birbirlerine sarılmaktadır. Beden, yani yaşadıkları dünya onlara ne kadar yabancıysa ruh, yani rüyaları o kadar onlarındır. Beden, yani gerçek hayattaki yaşamlarının kesiştiği yerde kan ve ölüm varken ruhta, yani karla kaplı rüyalarında hayat vardır. Bedende, yani bir mezbahayı andıran soğuk ve ruhsuz dünyada ne kadar kimsesizlerse ruhta, yani bedenlerinden arındıkları ve içlerinden geldikleri gibi yaşadıkları rüya evreninde o kadar kimselerdir. Düşlerin Yorumu kitabında “Rüya, gören kişinin uyanık hayatta gerçekleştiremediği bir dileğin rüya aracılığıyla gerçekleştirilmesi ve bir bakıma bilincin rahatlatılması; ruhun doğanın baskısından kurtuluşu, maddenin zincirlerinden kopmasıdır,” der Sigmund Freud. Gündelik hayatın onlar için sınayıcılığına rağmen Endre ve Maria’nın düşlerini gerçek kılmaktaki kararlılıkları belki de bundandır.

Belgesel geçmişini sarsıcı mezbaha sahneleri ve geyiklerin buluşmalarında bolca hissettiren Ildikó Enyedi'nin yazıp yönettiği filmin başrollerinde Morcsányi Géza ve Alexandra Borbély yer alıyor. 67. Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı ödülüne layık görülen film aynı zamanda Macaristan’ın 2018 Oscar adayıdır.