Bina Film Afişi

Bina Filmi Eleştirisi

Seyfi Teoman İlk Film Ödülü adaylarından Bina filmi gösterime açıldı.

Yönetmenliğini sinema eğitimi ve önceki çalışmalarıyla iddialı bir görüntü çizen Orçun Behram’ın yaptığı Bina filmi; 39. İstanbul Film Festivali kapsamında düzenlenen Ulusal Yarışma’da Seyfi Teoman İlk Film Ödülü adaylarının arasında bulunuyor. Film festivalin Temmuz ayı online seçkisi kapsamında 30 saatliğine gösterime açıldı. Adaylar arasındaki en ilginç ve güçlü filmlerden birisi olarak gördüğüm Bina filmi hakkında düşüncelerimi belirtmek istiyorum.




Gerçekte gösterdiği şey ile anlattığı şey arasında ciddi farklar olan filmlerin sayısı özellikle sinemamızda ciddi anlamda düşmüş durumda. Üstelik sinemayı hareketli imgeler sanatı olarak tanımlarken… Orçun Behram’ın Bina filmi tam olarak bu klasmana giriyor. Bir hareketli imgeler filmi. Bu durumla birlikte kaçınılmaz olarak izleyici kendisini anlamları arama mücadelesinin ortasında buluyor. Bu mücadelede bir de yoldaşınız var: Filmin baş kahramanı Mehmet. İmgelerden söz ettiğimiz bir durumda da elbette bir noktadan sonra filmi çözmek bir yana dursun fal bakmaya başlıyoruz. Film hakkında yönetmenin bile aklının ucundan geçmeyecek şeyleri tasarlarken buluyoruz kendimizi. Bina filmini izlerken tek seferde yapabileceğim azami okumayı yapmak için azami bir gayret gösterdim. Ancak Orçun Behram’ın film dili kendi seviyesindeki -ilk filmlerini çeken- yönetmenler liginde o kadar üst düzeyde görünüyor ki Bina filminin içerisindeki her şeyi çözmeye kalkarsanız filmi belki bir 10 defa izlemeniz gerekebilir.


Bir saniye! Bu gerçekten distopya mı? Yoksa son derece gerçek bir evren mi?” dedirten bir Türkiye distopyasında, bir apartmanda yaşanan, bir günlük bir hikayeye tanık oluyoruz filmde. Yönetmenin oluşturduğu bu alternatif Türkiye’de devlet bütün hanelere tek kanal(!) üzerinden ortak yayın yapacak bir uydu sistemi yerleştirmeye karar verir. Uydunun ülkeye ve bizim konuk olduğumuz apartmana gelişiyle de yönetmenin bizi içine atmak istediği zift dolu(?) havuza atlarız.


Bina filmi her bir detayının tek tek etüt edildiğinden emin olduğum, oldukça kıymetli bir yapım. İzlemeye, not almaya, üzerine düşünmeye, okuma yapmaya, tekrar izlemeye değer bir yapım. Sinemada renklerin dili bu filmde konuşuyor. Sanat tarihinin sinema için yarattığı imgeler bu filmde yer alıyor. Yönetmenin sözünü; izleyiciye anlatan metaforlar ne zorlama-tat kaçırıcı gizlilikler ne de ayan beyan ortaya konma durumu olmadan filmde kendisine yer buluyor. Üstelik yönetmenin birçok büyük yönetmenden ve birçok büyük filmden etkilendiğini ve bu filmleri hatırlatan birçok sekansın filmde yer aldığını söyleyebilirim. Filmin büyüsünü bozmadan filmde karşılaştığım bir şeyi ekleyebilirim. The Shining filminde de karşımıza çıkan Death of Marat’nın “bir dakika! acaba burada da mı var?” dediğiniz andan sadece beş dakika sonra bizleri selamlaması filmdeki irili-ufaklı onlarca selamdan birisi. Zaten filmde başta The Shining olmak üzere birçok büyük filmden esintiler görebileceğinizden eminim. Ayrıca renklerden, objelerden, bakışlardan, eylemlerden sürekli spoiler yeme ihtimaliniz var. Uyarması benden!


Film temasının ardında yatan ana unsuru aslında film boyunca direkt olarak bizlerle buluşturuyor. Perdesinin altında neler var bilinmese de filmin baştan sona bir sistem eleştirisine gittiğini görmekteyiz. Üstelik izlediğinizde çekildiği döneme göre ne kadar cesur bir girişim olduğunu da anlayabilirsiniz. Sakın! Bu söylediklerime katılmamazlık etmeyin zira film size; aykırılık yapanların sonunun ne olacağını çok iyi gösterecek. Az önce söylediğim gibi hem fal bakma aşamasına kaçmamak hem de filmin büyüsünü zedelememek adına sistem eleştirisi temasının ötesinde filmin konusuna dair düşüncelerimi yazmayacağım.


Bina filmi içeriği ile gerçekten çok öteye ulaşacağını, çok önemli yerlerde bulunacağını, belki de çok kıymetli ödüller kazanabileceğini düşündüğüm bir yapıt. Ancak filmde içerik kadar başarılı olan ve onu tamamlayan bir de biçim mevcut. Öncelikle yakalanan renkler, aydınlatmalar, kadrajlar, kamera hareketleri, yüzlerce defa tekrarlanmasına rağmen sorunsuz işleyen odak transferleri ile görüntü, ışık ve renk ekibinin çatısındaki herkesi tebrik etmek istiyorum. Odak hatası yok, aksiyon sahnelerindeki kamera hareketinde aksama yok, aydınlatmalar üst düzey… Film ile ilgili söylemem gereken son bir şey var. Öncelikle bu film bir gerilim filmi. Esaslı bir gerilim filmi. Filme korku filmi diyemem. Filmin seslerini kapattığınız sürece tabi. Filmde o kadar muazzam bir ses tasarımı kurulmuş ki ses bağlantılarındaki başarı ve erkencilik(bu da ne demek?) ile birlikte görüntüde tek bir jump scare olmasa bile film neredeyse bir korku filmine dönüşüyor. Çok kanallı stereo ses kurgusunun da etkisiyle bu filmden sonra damlayan bir musluk, çatırdayan bir uydu, gıcırdayan bir boru var mı diye evinizde ses avına çıkacaksınız.


Tekrar izlemek, içindeki gizli sırları keşfetmek için can attığım Bina filmine ödül sezonundaki yolculuklarında başarılar dilerim. Neredesin Firuze filmindeki üçüncü kamera asistanlığı görevinden bugün takdir toplayan Bina’nın görüntü yönetmenliğini yapma noktasındaki yolculuğundan ötürü Engin Özkaya’yı ve görüntü yönetmenliği eğitimi ve geçmişi sayesinde Özkaya ile birlikte oldukça başarılı işler çıkaran yönetmen Orçun Behram’ı tebrik ediyorum. 

Yorumlar

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış, ilk yorumlayan sen ol.