Burası Cennet Olmalı Film Afişi

Burası Cennet Olmalı Filmi Eleştirisi

Filistinli yönetmen Elia Suleiman’ın hem yazıp yönettiği hem de başrolünü üstlendiği bir film: “It Must Be Heaven”.



Dünyanın çok az ülkesinin resmen tanıdığı Filistin’in sanatçılarından biri olarak Elia Suleiman bu filmle ülkesini tanıtmak, anlatmak istemiş aslında. Genel perspektifte İsrail olarak bakılan bu topraklarda yüzyıllardır yaşayan Filistin halkının yaşantısının dünyanın diğer ülkelerinden çok da farklı olmadığını ve pek çok ortak paydanın bulunduğunu sezinlediğimiz filmin konusu da Elia Suleiman’ın gözünden gezip gördüğü; Fransa, Kanada, Amerika gibi ülkelerde Filistin’den parçalar bulmasıdır. 


Fikri itibariyle duygusal bir yaklaşım barındıran film pratikte bu duygu yükünden çok uzak aslında. Anlatım olarak sıradan, bu saydığımız ülkelerde bulunmamış veya kültürüne yabancı insanların anlaması güç bir dil kullanılmış. Görsel imajların yakalamaya gayret gösterdiği noktalar zaman zaman çok “içsel” olabiliyor. Elia Suleiman tercihen filmde çok çok az bir oranda diyaloğa yer vermiş. Bu tercih yavaş akan ritimle birlikte biraz boğucu bir hava katıyor yapıma. 


Geçtiğimiz yıl çıkan “Synonymes”, İsrailli yönetmen Nadav Lapid imzalı bir iş olarak ve politik-kültürel karşılaştırmalarda yan yana ismini anmak mecburiyetinde bulunduğumuz İsrail-Filistin meselesinde Suleiman’ın bu filmine kıyasla daha başarılı bir işti bana göre. Benzer işleniş biçimlerine ve konuya sahip iki film bunlar. Nadav Lapid’in kendi hayatından birtakım unsurları dahil edip şekillendirdiği “Synonymes” ile Elia Suleiman’ın yine benzer biçimde bizzat kendi öznel düşüncelerini ve hayatını aktardığı filmi “It Must Be Heaven”... Bu bakış bir noktada zarar görmektedir ki; o da şüphesiz az önce de belirttiğim gibi “öznel” düşünce aktarımıdır. Elia Suleiman’ın dünyası daha bariz bir kişisel bakış barındırıyor. Yönetmenin gözünden izlediğimiz dünya bizim gibi uzak ülkelerde yaşayan insanlara –ki Türkiye coğrafya olarak o topraklara yabancı değildir;  Bir de bir İsveç seyircisi olarak filmi izlediğinizi hayal edin- yabancı bir dünyadır. Synonymes için ise aynı şeyi söylemek zor. Nadav Lapid orada daha açık ve imajları tüm izleyenlerce anlaşılabilecek bir görsel anlatım tercih etmişti. Bu karşılaştırma sinematografik bir karşılaştırma olup sanat eleştirisinin diğer sosyo-politik etkenlerden uzaklığı ile bağımsız bir şahsi düşüncedir. 


Bir süreliğine Elia Suleiman olduğumuz ve ülke ülke dolaştığımız esnada sinematografik zevklerden ziyade anlamaya, düşünmeye dayalı bir sosyo-psikolojik yaklaşım içinde buluyoruz kendimizi. Bu bir tercih ve sanatı aktarma biçimidir. Sinema bu biçimler bakımından biraz kısır bir sanattır. Yine de farklı bir dokunuş olduğundan dolayı filmi fazla da olumsuz eleştirmek istemiyorum zira; Yönetmen’in de belirttiği üzere bu Filistin’e hediye edilmiş, yönetmen ve Filistin arasında bir nişan hediyesidir. 


Keyifli Seyirler Dilerim. 

Yorumlar

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış, ilk yorumlayan sen ol.