Cameron Post’a Ters Terapi Film Afişi

Cameron Post’a Ters Terapi Filmi Eleştirisi

23 Nisan 2018

The Miseducation Of Cameron Post, günümüzde artık sektörde patlayan lgbt türünü daha farklı olarak ele alıyor.

2010 yapımı hit çizgi roman uyarlaması Kick Ass (Göster Gününü) ile hayatımıza giren, ardından büyük usta Martin Scorsese’nin ilk 3 boyutlu filmi olan 2011 yapımı Hugo ile kariyerine başarılı şekilde devam eden, 2014’te de ses getiren festival filmi Sils Maria (Ve Perde)da rol alan genç aktrist Chloe Grace Moretz, lezbiyen bir karakter olan Cameron’a başarıyla hayat veriyor. Filmde oldukça cesur sahne var ve Moretz buralarda hiç sırıtmadan başarıyla oynuyor. Ki bu film kendisinin ilk eşcinsel bir karaktere hayat verdiği film olmasına rağmen. Bir diğer ana karaktere hayat veren genç aktrist ise Sasha Lane. Sasha Lane’i ise 2016’nın en güzel işlerinden olan yol filmi American Honey’den hatırlıyoruz. American Honey’de kendi özegürlüğünü arayan ve aşkının peşinden koşan 18 yaşındaki Star rolünde harikalar yaratan Lane, bu filmde de çok başarılı bir oyun sergiliyor. Buradaki karakteri olan Jane’in de Star ile benzerlikleri var. Esrar kullanması ve başına buyruk olması gibi yanları onu katolik okulundaki beyni yıkanmış diğer öğrencilerden ayırıyor. Cameron ile Jane’in arkadaşı olan Adam’ı ise Leonardo DiCaprio’nun oscar aldığı The Revenant (Diriliş)da onun oğlunu canlandıran Meksikalı oyuncu Forrest Goodluck canlandırıyor. Ve son olarak okulun müdürü Lydia ile öğretmen Rick. Lydia rolüyle bafta adaylığı bulunan Jennifer Ehle adeta harikalar yaratmış ve bağnaz, homofobik, faşist katolik okul müdürü rolünde biçilmiş kaftan olduğunu ispat ediyor. Film boyunca en nefret edilen karakter olarak göze çarpan Lydia’nın en büyük destekçisi ise John Gallagher Jr.’ın canlandırdığı Rick. Rick’te geçmişte eşcinselken okula geliyor ve Lydia tarafından sözde hastalığından arındırılarak iyileşiyor.


***Yazının buradan sonrası filmi izlemeyenler için spoiler içermektedir.

Film oyunculuklar tarafından oldukça başarılı. Konu itibariyle filme genç oyuncular ağırlık koyuyor ve bunda çok başarılı oldukları aşikar. Oyunculukların dışında filmin en büyük artılarından biri de cesur katolik eleştirileri. Amerika’nın bağnaz katolik görüşüne ve okullarına oldukça sert eleştiriler getiren film bu yönüyle çokça konuşulmayı ve üzerine tartışılmayı hak ediyor. Bunun dışında filmde çok başarılı bir gönderme var. Brian De Palma’nın 1976 tarihli kült filmi Carrie (Günah Tohumu)ye gönderme yapılan bir sahnede Cameron, Jane ve Adam ormanda yaptıkları yürüyüş sonunda oturarark sohbet ediyorlar.

Cameron : Lydia’da aslında seksi bir kadın.

Adam : Lydia ile sevişmek Carrie filmindeki Margaret White’la sevişmekle aynı şey.

Carrie filmini izleyenler hatırlayacaklardır ki Carrie filmindeki anne karakteri Margaret White, beyazperdede görülebilecek en bağnaz katolik faşist karakterdir. Filmde kızına evde vajina, seks gibi kelimeleri kullanmasını yasaklamış, onu sürekli kendine, tanrıya ve İsa’ya bağlı olarak yetiştirmiştir. Kızının doğaüstü yetenekleri ortaya çıktığında da onun şeytan olduğunu düşünerek bıçakla öldürmeye kalkmış ancak Carrie tarafından öldürülmüştür. Burada filmdeki Lydia’nın bağnazlığı Carrie filmindeki Margaret White’a benzetiliyor. Filmin finalinde ise Cameron, Jane ve Adam okuldan kaçarak otostop yapıp bir kamyona biniyorlar ve şarkılar söyleyerek özgürlüklerini kutluyorlar.

Bir diğer önemli sahnelerden biri de okulda Cameron’ın bağnaz katolik oda arkadaşı Erin bir gece herkes uyurken Cameron’ın yatağına gidiyor ve onu öpmeye başlıyor, sonra sevişmeye başlıyorlar. Sonunda Cameron orgazm oluyor, aynısını Erin’e yapmaya çalıştığında Erin artık yeter, bunu unutalım ve aramızda kalmalı tarzında cümleler kurarak Cameron’dan uzaklaşıp yatağına dönüyor. Burada da hayatlarını bu şekilde yaşayan insanların içlerinde nasıl bir bastırılmış cinsellik olduğuna atıfta bulunuluyor. Sonuç olarak The Miseducation Of Cameron Post, günümüzde artık sektörde patlayan lgbt türünü daha farklı olarak ele alıyor ve katolik kilisesine de eleştirisini yaparak homofobiye savaş açıyor ve feminist bir yerde duruyor. İyi seyirler.