Efsunlu Kabirden Gelen Film Afişi

Efsunlu Kabirden Gelen Filmi Eleştirisi



İsmini sık sık yerli korku filmleriyle duyuran yapımcı-yönetmen Uğur Kaplan, son filmi Deccal(2015)'den sonra Efsun'la tekrar karşımızda. Yapımcılığını üstlendiği Deccal filminin alışılmış yerli korku filmlerine kafa tutan senaryosunun beklentileriyle giriyorum filme ve başlıyor film.
İlk dakikalarından itibaren yüksek sesle okunmaya başlanan dualar, ezan sesleri ve duyulan mezarlık uğultusu, gelen kazma kürek seslerinden anlıyorum ki Deccal'in aksine üzerine kafa yorulmamış, kolay yoldan korkutmayı amaçlayan bir olay örgüsüne sahip. "Bir konu 100 kez, döne döne işlenir fakat yalnızca başarılı işler defalarca izlenir!" felsefesine dayanarak 101. şansı veriyorum filme.
 
Film, kahverengi- karanlık tonların hakim olduğu bir atmosferde başlıyor. Sisli hava, solgun renk kullanımı filmin dokusuyla uyuşuyor ve huzursuzluk veriyor içimize. Yüksek sesli diyaloglar ve sık sık duyulan çığlık sesleri ilk sahneden son sahneye kadar eşlik ediyor filme. Az sonra çığlıkların sahibi Burcu ile tanışıyoruz. Esasında film, zihinsel bir problemi olduğu sanılan ve henüz bir bebekken yurdun kapısına bırakılan Burcu'ya yardım etmeye çalışan bir genç kızın hikayesini konu alıyor. Şimdi yirmili yaşlarında olan ve yıllarca kapalı kapılar ardında türlü problemler yaşayan Burcu'nun içine cin girdiği dedikodusu yurttaki öğrencilerce yayılmakta. Tam o sırada yurda yeni kayıt olan Kübra; Burcu'ya uzanacak bir yardım eli fakat bu eller, Burcu'nun vücudunda büyüyen misafirin sıradaki kurbanı olacak. İlk geldiği andan beri yurttaki kızlar tarafından türlü baskı ve psikolojik şiddete maruz kalan Kübra'nın ise ne başına geleceklerden haberi var ne de yardım isteyeceği kimsesi.
 
Bana kalırsa senaryonun vermeyi başardığı en önemli hissiyat, Kübra karakterinin yaratılışı üzerinde saklıdır. Diğer "klişeleşmiş" korku filmlerinin aksine ormanda değil yurt ortamında geçen film, biz seyircilere Kübra ile empati yapabilme yetisini veriyor ve hemen herbirimizin yabancı olmadığı yurt binası yalnızlığı ile zaaflarımıza dokunuyor. Başarmakta eksik kaldığı kısım ise Kübra'nın çatışma yaşadığı yan karakterlerin hayatlarının ve abartılı zorbalıklarının tekrar tekrar yinelenmiş ve irdelenmiş olması. Bu sahneler, zaten korkmamız gerektiği psikolojisiyle girdiğimiz filmde her repliğin altında bir soru işareti aramamıza ve asıl mevzudan kopmamıza sebep oluyor, ana konunun önüne geçiyor. Örneğin  filmin ortalarında Kübra'nın içine cin gireceğini seziyorum ve bu ihtimalin beni dehşete düşürmesi gerekiyor. Fakat ben "İçine cin girse de ona haksızlık yapan tüm yan karakterleri bir bir öldürse" gibi konudan alakasız düşüncelere dalmaktan kendimi alıkoyamıyorum.


 
Efsun, "Bir korku filmi çekecek olsanız ne gibi detaylar ararsınız?" sorusunun içini doldurabilecek bir film. Fakat bu detaylar maalesef ki "Halka sorduk 3 tane popüler cevap aldık" detayları. Uzun saçlı beyaz elbiseli bir genç kız, ışığı yanıp sönen uzun koridorlar, kırık yumurta kabuğuna yüklenen sembolik anlamlar, bolca mum ve dua kitabı. Tabii bir de kabarık saçlarıyla ortada dolaşan masum bir kız. Tam da şimdi, cast seçiminin ne denli başarılı olduğuna değinmenin tam sırası. Çekingen bakışları ve gür saçlarıyla Sedef Şahin, Kübra için çok doğru bir seçim. Kostümünün diğer kızlara oranla hissettirdiği yorgunluk, pijamalarının yansıttığı kendine özgülük de tam bir "Kübra" seçimi. Bunda sanat ekibinin payını da es geçmemek gerek.
 
Efsun, klasik korku filmlerimizden fazlasıyla ürken seyircilerimiz için keyifli 1 buçuk saat demek. Korku filmi temasına farklı pencereler arayanlar için ise hayal kırıklığı. Ben tatmin oldum mu? Evet oldum. Bunda Efsun'un başarısının payı mı yoksa filmi salonda tek başıma izlediğim gerçeğinin payı mı daha büyük bilmiyorum. İkisi de değilse eminim ki korku filmlerinin modası bu olduğu içindir. İyi seyirler!
 
Dilşad Demir