Eltilerin Savaşı Film Afişi

Eltilerin Savaşı Filmi Eleştirisi

Görümce, Tatlım Tatlım, Deliha gibi yapımlarla hayatımıza giren Gupse Özay’ın senaristliğini yaptığı Eltilerin Savaşı, 31 Ocak’ta vizyondaki yerini aldı.



Başrolde Gupse Özay, Merve Dizdar, Ferit Aktuğ ve Uraz Kaygılaroğlu’nun oynadığı filmin yönetmen koltuğunda ise bu kez Onur Bilgetay oturuyor. Filmin Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde gerçekleştirilen galası “Elti” temalı yapılırken, masaların üzerlerine yerleştirilen fiskos dantel örtüler ve dağıtılan “Canım Eltim” yazılı havlular oldukça dikkat çekiyor.


Canım Eltim; Görümce filminden sonra Gupse Özay’ın içinde kalmış bir proje. Türk aile kavramını irdelemeyi, sosyolojik değerlerin üzerinde durmayı bir üslup haline getirmiş Özay, kadın ağırlıklı filmlerine bir yenisini daha eklemiş oluyor. Film, karşılıklı dairelerde oturan iki elti  ekseninde. Sultan(Gupse Özay) ve Gizem (Merve Dizdar) arasında yaşanan sürtüşmeler, yerini bir “savaşa” bırakıyor filmin isminden de geldiği gibi. Öncelerde tatlı görünen bu ilişki biçimine dahil olan kıskançlık, rekabet, “daha” olma dürtüleri; aile yapısında yarattığı onarımı zor çatlaklara yol açıyor. Bu çatlakları komedi unsuruyla beyazperdeye yansıtmayı tercih eden Özay, bu sağlıksız ilişkileri hem erkeğin hem de kadının gözünden inceliyor.


Kadın odaklı filmler yazmayı kalemine daha yatkın bulan ve kadının ağırlığı hissedilen filmleriyle çizgisinden taşmayan; bu konuda kendisine hayranlık duyduğum Gupse Özay, bu filmde başrolü oynamaktansa başrolü dağıtmayı tercih ettiğini belirtmiş. Fakat ortada ciddi bir başrol varsa yine o, Gupse Özay.  Klişe diyaloglar ve yüzlerce kez üzerine yazılıp çizilen basit bir hikayede mimiğimizi oynatması muhtemel şey; yine filmi sırtlanış biçimi. Dizi ve filmlerinde sık sık aynı veyahut çok benzer karakterlere bürünen Gupse, o kadar özdeşleşmiş ki kişiliğiyle; hiç yabancılık çekmiyoruz. Daha önce defalarca duyduğumuz cümleleri, sakınmadığı sözleri, bakış açısı ve doğal tepkileriyle hala aramızdan biri.  Hala sempatik, hala içten. Fakat bu tipleme, daha ne kadar aynı işi; aynı içtenlikle yapar? İşte bundan emin değilim.


Elti-görümce-kayınvalide hikayeleri sık sık işlenen, üzerine sürekli bir şeyler katılası konular. Filmde de öyle olmuş, eklemeler var evet fakat çıkarmalar yok. Fragmanında yaratılan dünya ve  filmin dünyası çok ayrı dünyalar. Fragman; kısa, komik ve öz. Film ise uzun, biraz da zorlama. Filmin temel amacı, güdülendiği nokta çok güzel; aslında bu sosyal bir eleştiri. Fakat eleştirilen noktaların üzerlerine tekrar tekrar basılışı filmi tekrara düşürüp akıcılığını sekteye uğratıyor. Tahmin edilebilir film kurgusu ve yoğun miktarda kullanılan sosyal medya esprileri ise filmin mizah kalitesini basite indirgemiş. Neredeyse güldürüyor, fakat aslından şaşıyor. Düşündürmüyor.


Filmin kanımca bir diğer olumsuz tarafı ise karakterlerin iki boyutluluğu. Yine Gupse’nin geçmiş projelerinde yer alan tipler; burada da alt metinleri doldurulmamış bir şekilde kendine yer bulmakta. Bir tek yeni gelin rolüyle giriş yapan Gizem; orijinal ve iyi bir karakter. Fakat Gizem, senaryo boyu değil bir anda gelişiyor. Karakterin dönüşümünü gözlemlemek pek mümkün olamadığından Gizem de 3. boyutunu kazanamayarak filmi tamamlayan tiplemeler arasına giriyor. Bu “tamamlanamayanlar” potası, tatsız bir pota. Kendi hikayeleri ve anlatacak şeyleri olduğu, her ayrı karakterin başrol olması istendiği filmin her halinden belli. Fakat herkes aynı anda hep bir ağızdan konuşmuş, yalnız kaldığında da susmuş. Bu durum; seyircinin doğru duyguları yakalayamamasına yol açıyor. Seyirci, karakterlerin her birine aynı mesafede ve nötr kalıyor. Düşünmediği için gülebiliyor fakat anlamadığı için ağlayamıyor.


Ağız dolusu gülmeye ve güldürmeye halimizin olmadığı bu zamanlarda yüzünüze tebessüm kondurmasını dilemekle yetinebileceğim bir film olmuş. Keyifli seyirler dilerim.