Geçmişin Gölgesinde Film Afişi

Geçmişin Gölgesinde Filmi Eleştirisi

30 Mart 2018

Yaptıkların sana daha iyi bir yaşam sundu mu?

Analize öncelikle filmin çok önüne geçen Edward Norton’ın inanılmaz performansıyla başlamak istiyorum. Bu filmden önce 1996 tarihli Primal Fear ( İlk Korku ) adlı filmdeki başarılı performansıyla en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında oscara aday gösterilen Edward Norton’ın kariyerinde kuşkusuz en unutulmaz performansı American History X’teki neo nazi performansıdır. Bu filmden bir yıl sonra sinema tarihine geçecek bir başka yapım olan Fight Club ( Dövüş Kulübü )’taki performansından da önüne koyulan American History X, kuşkusuz müthiş 90’lar amerikan sinemasının en iyi işlerinden biriydi. Bir diğer parantezi ise filmde Derek’in ırkçı kardeşi Danny’yi canlandıran Edward Furlong için açmak istiyorum. Furlong, günümüzde kariyeri biten bir oyuncu olmuş olsa da önce 1991’de rol aldığı kült film Terminator 2: Judgment Day ( Terminatör 2 Mahşer Günü ) ile beraber American History X’teki performansı da son derece başarılıdır. Kısacası Edward Furlong için 90’lar çok iyiydi diyebiliriz.

 

Filmin günümüzde bu denli popülerleşmesini sağlayan ve Edward Norton’ı da efsaneler arasında yerleştiren kare.

**Yazının buradan sonrası filmi izlemeyenler için spoiler içermektedir.

American History X, ırkçılık dendiğinde neredeyse tüm dünyada akla gelen ilk film olma özelliğini vizyona girdiği 1998 yılından beri devam ettiriyor. Bunun nedenleri olarak unutulmaz bir Edward Norton performansını, siyah – beyaz ve renkli olarak çekilmesini, adeta efsaneleşen kaldırım sahnesini sayabiliriz. Film, Derek ve Danny’nin okyanus kıyısında aileleri tarafından kamerayla kaydedilen çocukluk görüntüleri ile başlıyor ve onlarla da bitiyor. Ve filmin vermek istediği mesajı Danny filmin sonunda söylüyor :

“ Sonuç olarak öfke bir yüktür, hayat sürekli kızgın yaşanmayacak kadar kısadır.” Burada faşizmin, ırkçılığın ve nefretin hayat boyu süremeyeceği, hayatın kısa olduğu ve böyle kalındıkça mutlaka bir bedeli olduğu anlatılmak isteniyor. Siyah – beyaz ve renkli sahnelere gelirsek de bu filme kesinlikle çok uyan bir teknik olmuş. Çünkü film, flashback’ler ve günümüzden sahnelerle ilerliyor, geçmiş sahneler siyah beyaz, günümüzdeki sahneler ise renkli olarak çekilmiş. Filmde Danny’nin iç sesi de hayli gerçekçi. Gelelim filmin baş karakteri olan Derek’e. Şimdi gelelim filmin en önemli yerine ve verdiği mesaja. Film, insanların doğuştan ırkçı doğamayacaklarını, bunun sonradan belli nedenlerinin olabileceğini, ailenin de bunda payı olabileceğini aktarıyor seyirciye.

 

 

Bir sahnede Derek karakterinin geçmişine gidiyoruz, birkaç siyahi tarafından öldürülen itfaiyeci babası ile sohbet ediyorlar. Derek bu sahnede okulda öğretmenleri olan siyahi öğretmenleri Bob Seweeney’e olan hayranlığından bahsediyor ve bunun üzerine babası ülkede siyahilerin kendilerinden daha fazla hakka sahip olduğundan, bunu asla haketmediklerinden bahsediyor ve sonunda da öğretmen için :

Bunlar zenci saçmalıkları, o kitaplara o kadar kanma ve inanma.” Diyor. Sonrada babası iki siyahi tarafından öldürülüyor ve Derek neo nazi oluyor. Bu sahnede Derek’n doğuştan ırkçı olmadığını babasının olduğunu ve onun siyahiler tarafından öldürülmesinin de Derek’i tamamen yoldan çıkardığını anlıyoruz. Hapishanede ise Derek, yalnız kalmamak için rengini belli ediyor ve oradaki ırkçı grupla arkadaşlık kuruyor. Ancak sonra gruptan birinin aslında ideolojisi sonucu sevmemesi gereken bir Meksikalıya uyuşturucu sattığını gördüğünde gruptan soğuyor ve tavır koyuyor. Bunun ardından duşta grup liderinin tecavüzüne uğrayan Derek, hızla değişmeye başlıyor ve kendine siyahi bir arkadaş edinerek tahliyesine kadar belaya bulaşmıyor. Hapisten çıktığında artık temiz bir adam olan ve ırkçı olmayan Derek, ilk iş olarak kardeşi Danny’yi kendisinin de liderliğini yaptığı ırkçı gruptan arındırmaya çalışıyor, başarılı olamayınca da hapishanede başına gelen olayı ona anlatıyor. Hapisten çıkışının ardından artık geçmişi anlatan siyah beyaz sahneler bitiyor ve her şey günümüzde gerçekleşmeye başlıyor. Ertesi sabah Danny ödevini okula teslim edecekken bir iş görüşmesine giden abisi Derek ile birlikte evden çıkıyorlar ve Danny okulun tuvaletinde bir gün önce yüzüne sigara üflediği siyahi bir genç tarafından silahla vurularak öldürülüyor. İşte tam burada da başta yazdığım repliği tekrar hatırlamakta büyük yarar olduğunu düşünüyorum :

Yaptıkların sana daha iyi bir yaşam sundu mu?