Hollywood'un Oscar'sız Yıldızı : Edward Norton

avatar
Anonim Editör

AMERICAN HISTORY X : 1998

American History X, Edward Norton’un günümüze gelmesini sağlayan kariyerindeki en önemli ve en iyi filmdir. Yönetmen Tony Kaye tarafından çekilmesine ve dünyada çok sevilmesine rağmen film yönetmeni tarafından hiç sevilmez. Ayrıca ırkçılık denince akla ilk gelen filmdir. 90’ların da en önemli işlerinden biri olarak görülen filmin başrollerinde Edward Norton, 1991’de Terminator 2: Judgment Day ile kariyerine başlayan ancak günümüzde uyuşturucu ve alkol bağımlılığından sonra sinemaya dönemeyen Edward Furlong, 1979 tarihli olan ve hippi kültürünü anlatan kült film Hair’den hatırlayacağımız aktrist Beverly D’Angelo, 2004 tarihli kült film Butterfly Effect filminden hatırlayacağımız Ethan Suplee, 1988 yapımı olan ve Ernst Hemingway’in hayatını anlatan televizyon dizisindeki Hemingway yorumuyla altın küre kazanan Stacy Keach ve 2001 tarihli De Niro’lu polisiye 15 Minutes ile hatırlanan Avery Brooks yer alır.


American History X filmindeki çarpıcı Nezo Nazi karakteriyle Edward Norton
 
Film, geçmişte babasının iki siyahi hırsız tarafından öldürülmesi ile ırkçılığı benimseyen ve yaşadığı şehrin Neo Nazi lideri Cameron Alexander ile tanıştıktan sonra onun bir nevi halefi olarak görülen Derek Vinyard’ın evlerine giren 3 siyahi hırsızdan ikisini öldürmesiyle hapise girmesi ve hapiste başına gelenleri kardeşi Danny’nin aldığı bir kompoziyon ödevi üzerinden flashback’ler ile günümüz sahnelerini anlatır. Edward Norton ayrıca bu filmdeki inanılmaz performansıyla en iyi erkek oyuncu dalında oscara aday gösterilmiş fakat kazanamamıştır.
 

FIGHT CLUB : 1999


Fight Club, sinemanın özellikle Hollywood’da altın 9 yıl olarak gösterilen 90’ların kuşkusuz en önemli 5 filminden biridir. Ayrıca Amerikalı ünlü yeraltı edebiyatı yazarı Chuck Palahniuk’un aynı adlı romanından uyarlanan Fight Club’ın en önemli özelliklerinden biri de hiç oscar almamasına karşın oscarlı yüzlerce filmden daha çok benimsenmiş olması ve kült statüsüne yükseltilmiş olmasıdır. Filmin başrollerinde 1 yıl önce başrolünde oynadığı American History X ile zirveye çıkan Edward Norton, 1995’te rol aldığı iki kült film Se7en ve Twelve Monkeys ile dikkatleri üzerine çeken ve günümüzde efsane olarak görülen Brad Pitt, ünlü yönetmen Tim Burton’un karısı, neredeyse tüm filmlerinde rol alan ve onlar dışında Harry Potter serisinin Bellatrix Lestrange’i olarak bilinen İngiliz aktrist Helena Bonham Carter yer alır.


Fight Club filminin en sevilen karelerinden birinde Edward Norton
 
Film, gündelik hayatından çok sıkılmış olan Anlatıcı adlı baş karakterimizin bir gece barda Tyler Durden adlı esrarengiz bir sabun üreticisi ile tanışmasından sonra işinden istifa etmesi ve onun düzenlediği dövüş kulüpleriyle hayatının değişmesini anlatır. Film ayrıca çok başarılı bir tüketici sistem eleştirisi de içerir. Ayrıca Pixies’ın Where Is My Mind adlı şarkısının finalde kullanılması da o dönem oldukça ses getirmiş, şarkının popülaritesini de arttırmıştır.
 

25th HOUR : 2002

25 th Hour, ünlü Amerikalı bağımsız film yönetmeni Spike Lee’nin en iyi filmlerinden biridir. Başrollerde Edward Norton, 2014 yılında hayatını kaybeden; en iyi erkek oyuncu oscarına sahip merhum aktör Philip Seymour Hoffman, Saving Private Ryan ve Green Mile filmleriyle tanınan Kanadalı aktör Barry Pepper, 2007 yapımı Tarantino  filmi Death Proof, 2013 yapımı Danny Boyle filmi Trans gibi filmlerdeki oyunculuğuyla bilinen ve özelliğiyle güzelliğiyle çok konuşulan aktrist Rosario Dawson ve 1986 yapımı Michael Mann filmi Manhunter, 2003 yapımı en sevilen X-Men filmlerinden olan X2 ve ünlü yönetmen Woody Allen’ın en iyi filmlerinden biri olan Match Point’te rol alan, oynadığı filmlerde özellikle ağır İskoç aksanıyla etkileyici bir sese sahip olan aktör Brian Cox rol alır.

25th Hour filminde meşhur ayna monoloğu sahnesinde Edward Norton
 
Film, yakın çevresinden birinin ihbar etmesiyle 6 yıl hapse mahkum edilen muhitinin ünlü uyuşturucu satısıcı Monty’nin hapisten önceki son gecesinde çocukluk arkadaşları Jacob, Frank ve sevgilisi Naturelle ile gece kulübünde son bir gece geçirmelerini ve bu gecede geçmişle hesaplaşmasını, babasıyla arasını düzeltme çabasını anlatır. Film özellikle Mony’nin 12 dakikalık ayna monologu ve filmden 1 sene önce gerçekleşen 11 Eylül saldırılarına göndermeleriyle hatırlanır.