Judy Film Afişi

Judy Filmi Eleştirisi

Judy Garland'ın hayatını anlatan Judy filmi ülkemizde vizyona girdi.



“End of the Rainbow” oyunundan perdeye uyarlanan ve Judy Garland’ın hayatına bir bakış attığımız film “Judy” için biraz konuşalım…


Yönetmen koltuğuna oturan isim Rupert Goold’a biyografik filmlerden aşina olmamız Judy için beklentilerin yüksek olmasına olumlu bir etkide bulunmuştu. Benzer bir şekilde bir oyundan uyarlama olarak “King Charles III” elimizde bulunan bir örnekti. Televizyonda yayınlanan dizi-film’de gördüğümüz benzer bir sanat prodüksiyonu zenginliğini Judy’de de görmek mümkün. Renkli ve cazibeli bir dünyaya kapı aralayan yapımda bir özen olduğu çok belli. 


Judy Garland’ın genç yaşında sahne ile tanışması ve tüm benliğini sahneye adaması veya adamaya mecbur bırakılmasını izliyoruz aslında. Mükemmel kocaman gözleriyle bizi büyüleyen bu küçük kız set ortamının otoriter dünyasında çocukluğundan, hayallerinden, gençliğinden alıkonuluyor. Büyüdüğünde bu kez kendi çocukları ile bağları yine sahne tozuna bulanmış bir halde ki Judy’yi 47 gibi genç bir yaşta bu hayattan kopartan da tamamıyla kendini adadığı sahnenin suçu gibi duruyor.


Tam anlamıyla bir Hollywood filmi olan film hareketli bir görsel dizayna sahip. Anlattığı Judy Garland’ın maruz kaldığı sahne ışığını seyircisine de yansıtıyor. Yalnız bu hareket film süresince ritmini korumakta pek de başarılı değil. Zaman zaman seyircinin dinlendirilmesi aşırıya kaçıyor gibi ve olaydan uzaklaşmış hissediyorsunuz. 


Sanatçı yalnızlığı ve dramları son dönemde oldukça ilgi çekici bir konu olarak sinemanın objektifinde. İnsanlar belki de yaşadığımız çağda modern birtakım ruhsal süreçleri yalnızlığa indirgeyerek üstesinden gelmeye çalışıyorlar. Film bizi bu süreçte Judy’nin gözünden eskilere götürüyor. Judy’nin Amerika’dan İngiltere’ye uzanan hayatında attığı her bir adımda bu yalnızlık var aslında. Kalabalığın içinde anlaşılamayan bir kadın. Film öylesine bir atmosferde tutuyor ki Judy’i “Bu gerçekten yapay bir hayat” diyebilirsiniz. Judy sahnenin plastik malzemesi ve eğlence aracı olmasının yanı sıra bu hengamenin zaman verdiği ölçüde de insan olmaya çalışıyor. Bu çabanın boşa olup olmadığını anlamak ise zor değil. Renée Zellweger’ı etkileyici performansından dolayı alkışlıyorum.


Hiçbir zaman kalabalıkta yalnız kalmamanız dileğiyle,


İyi seyirler dilerim.