Köpekler Pantolon Giymez Film Afişi

Köpekler Pantolon Giymez Filmi Eleştirisi

MUBI platformunda gösterilen 2019 filmi Köpekler Pantolon Giymez eleştirisi...

Fin yönetmen J.-P. Valkeapää’nın Juhana Lumme’in orijinal hikayesi üzerinden sinemaya aktardığı ve Krista Kosonen ve Pekka Strang’ın başrollerini paylaştığı Köpekler Pantolon Giymez; MUBI aracılığı ile seyirci ile bir kez daha bir araya geldi.

 



Finlandiya etkisi diyebileceğim soğuk kadrajlar, görüntülerdeki psikolojik karamsarlık ve mizansenin yükü bakımından ilgi çekici bir film oldu. Kuzey Avrupa sinemasında henüz sinema yeni doğmuş bir çocukken başlayan psikolojik anlatı geleneği bugün de aynı lezzet ile sürüyor. Ingmar Bergman’ın bütün filmlerinde görmeye alışık olduğumuz “her zaman karamsarlığın ve gölgenin altında bir naiflik vardır” etkisi yıllar sonra bugün izlediğim Köpekler Pantolon Giymez ile yeniden beni buldu. 


Karısını trajik bir şekilde gölde boğularak kaybeden Juha hayata devam etmeye çalışmaktadır ancak karısına karşı duyduğu özlem ve onu kurtaramayışının verdiği vicdan azabı bir türlü peşini bırakmaz. Tesadüfen karşılaştığı bir dominatrix olan Mona ile bir BDSM randevusu ayarlar ve bu randevular bununla kalmayıp sürekli bir hal alır. Juha, Mona ile her buluşmasında kendisini boğmasını ister; bu şekilde karısının boğulduğu ve onu kurtarmaya çalıştığı anı zihninde yeniden yaşayarak karısına ulaşmaya çalışmaktadır ancak bir noktadan sonra Juha’nın boğulma süresi bilinçli olarak uzar. İş geri dönülemez bir tehlike ve saplantıya doğru sürüklenir. Mona’nın kendi sınırlarını zorlamaya olan açlığı ve hırsı Juha’nın obsesif çaresizliği ile birleştiğinde ise film doruk noktasına ulaşır.


Konuya baktığımızda bahsi geçen gölgede kalmış naiflik meselesini bir kez daha düşünelim. Juha bir BDSM çılgınlığının arasında kalmış bir adam olarak kızını, işini, sosyal yaşantısını ve hayatının bütününü ihmal ediyor ancak yalnızca seyircinin tanık olduğu bir gerçek var ortada. Tüm bunları karısını biraz daha görebilmek ve ona yeniden ulaşabilmek adına yaptığı gerçeği... Bir dramdan beklediğimiz şey de bu değil midir aslında? Öyküsel bazda dramatik bir homojen sentez sunması açısından film kıymetli.


Sinematografi ve teknik ile ilgili ise standart bir çizgide olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Alışılmış bir sinema dili var. Renk paleti kontrast ve göz doyuran cinsten duyguyu başarı ile yansıtmış. Ses ve görüntünün özellikle su altı sahnelerinde uyumu ve filmdeki psikolojik dokunuşlarla olan etkileşimi başarılı. Kurgu dili ise son derece beklendik ve sade. 


Cinedb ailesi adına keyifli seyirler ve sağlıklı günler dilerim.

Yorumlar

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış, ilk yorumlayan sen ol.