Küçük Kız Film Afişi

Küçük Kız Filmi Eleştirisi

Little Girl-Petite Fille-, 39. İstanbul Film Festivali kapsamında, dijital ortamda gösterime açıldı.

Programın 15 filmlik seçkisinden biri olan Little Girl, 29 Mayıs itibariyle online ulaşımda. Dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nde yapan filmin senaryosunu ve yönetimini Sébastien Lifshitz üstleniyor. 

  

Little Girl, tıbben “cinsiyet huzursuzluğu” olarak adlandırılan bir dönemden geçen Sasha’nın yaşamını konu alıyor. Sasha henüz 10 yaşında ve anlatılması gereken, gerçeğe dayalı bir hikayesi var. Çünkü, Sasha annesinin deyimi ile Sasha: Erkek bedenine hapsolmuş küçük bir kız.

Dünyaya gözlerini açan her insanın bu ziyarette kendine has sancıları, birilerine sağlayacak faydaları ya da hizmet ettiği bir var oluş amacı vardır. Kimileri yaratır, kimileri yıkar, kimileri sınar ve sınanır. Sasha, cesaretiyle doğanlardan; cesaretiyle örnek olanlardan. Küçük bir çocuğun istediği kişi olma arzusunun dayanılmazlığı, ailesinin bu fikre alışma süreci, Sasha’nın önüne dikilen dar zihinli insanlar ve istediği çantayla okula gidemeyen; evinin bahçesinde elbise giymek için deliren küçük bir kızın okula giderken bürünmek zorunda bırakıldığı erkek çocuğu rolü… Sasha’nın annesi kameraya şöyle diyor: Sasha’nın durumu engelli bir çocuğa sahip olmak gibi. Mevcut zihniyetler değişmediği sürece yaşayamayacak, kabul göremeyecek, ilk aşkı bilmem ki nasıl olacak?” filmin sonuna doğru ekliyor. “Emin olduğum bir şey var, Sasha başaracak.”

Film, Sasha’nın ve ailesinin maruz kaldığı fobik saldırıları, ailenin dirayetli duruşunu tarafsız ve yumuşak bir dille anlatırken birçok sorunun da cevabını veriyor.Yer yer belgesel formatında psikolog ve psikiyatrlara danışıyor, homofobinin korkunçluğundan bahsediyor, Sasha’nın mücadelesine göz oluyor, kulak oluyor. 

Little Girl; gerçeğe dayanan bir mücadele filmi. Filmin katarsisi ise Sasha’nın almak zorunda bırakıldığı “NORMAL” raporundan hemen sonra melek kanatlarıyla ettiği özgürlük dansı… Little Girl, küçük bir çocuğun zaferi. Katlanabileceğinden çok fazlası, yüklenebileceğinin en iyisi, hikaye açısından benzettiğim Lukas Dhont’un yönetmenliğinde “The Girl(2018)” filminin önceki zaman filmi gibi. The Girl’in savaşçısı Lara da, Little Girl’in savaşçısı Sasha da balerin olmak istiyor. Lara hormon tedavisi sürecini anlatırken, Sasha kendini tanıdığı süreci perdeye taşıyor. Karakterlerin ikisi de kendi bedenlerine savaş açıyor, türlü baskılara direniyor, nice LGBTİ bireyin sesi oluyorlar. Birisi kurgu, diğeri ise gerçek. Bu muazzam benzerlik; homofobinin gerçeğe dayanan yanının, nice Sasha’ların aramızda sessiz sedasız dolaştığının kanıtı olmakla beraber, onlara kapanan gözlerin zavallılığına işaret ediyor. Sasha’lar geliyor, Lara’lar geçiyor, bireyler filmlere kitaplara konu oluyor fakat biz hep seyirci rolünde, pasif kalıyoruz. Zaman zaman salonu dahi terk ettiğimiz oluyor. Görmezden geliyoruz. Kulak tıkıyoruz. Koltuğumuzda, konforumuzda, güvenli bölgemizde otururken neyse ki Little Girl fark yaratıyor. Bağırıyor: Susma haykır, LGBTİ vardır!

Yorumlar

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış, ilk yorumlayan sen ol.