Plaza Film Afişi

Plaza Filmi Eleştirisi

Film Detayları Eleştiri

Anıl Gelberi'nin yazıp yönettiği ve bu sene 39. İstanbul Film Festivali Seçkisi’nde yer alan “Plaza” filmi 19 Temmuzda gösterime girdi.



Plaza filminin konusu şu şekilde: 


Atanamamış bir öğretmen olan Emre (29) ailesinin yönlendirmesiyle, eğitimini alıp güvenlik görevlisi olur. Önce bir bankada çalışır fakat banka Emre’den memnun kalmayınca şirket onu yıllardır atıl duran bomboş bir plazada görevlendirir. Emre İstanbul’da, 27 katlı, içinde kendisinden başka kimse olmayan bu plazada günlerini geçirmek zorundadır. Kimsenin olmadığı bu plazada Emre, kendini hiç beklemediği olayların ve karışık bir aşkın içinde bulacaktır. 


Plaza, seyircisine karakterini ve evrenini net bir şekilde tanıtarak açılıyor. Emre, sadece plazada değil, hayatının her noktasında yalnız bir adam. Plaza, hissettiği yalnızlığı ve içindeki boşluğu bir nevi ortaya çıkarıyor da diyebiliriz. Peki siz, bomboş bir plazada, günde 12 saat geçirseydiniz neler yapardınız? 


Sabah 08.00, plazaya geliş, önceki görevliyle saçma bir selamlaşma, masaya yerleşme, kahve makinasından sabah kahvesi alıp bu makinanın hala nasıl çalışabildiğine şaşırmak, günlüğe yazmak için bir şeyler düşünmek, bilgisayardaki sohbet odalarından kızlara mesaj atmak, gazete okumak, spor, yemek, yemek sonrası uyumamak için tekrar kahve, 25-30 sayfa kitap okumak, ders çalışmak, haber sitelerine göz gezdirme, volta atarak günün muhasebesini yapma ve nihayet görevi devrederken yine o saçma selamı verme, kapanış…


Emre, yukarıda okurken bile baygınlık getiren bu ritüeli her gün yapıyor. Monoton hayatını değiştiren olay ise internet üzerinden sanal sevgilisi ile tanışması oluyor. Artık hayata tutunacak ve kendiyle barışacak bir sebebi olan Emre'nin peşini, plaza ve plazanın boş katlarından yararlanmak isteyen insanlar bırakmıyor. Emre, plazanın her bir katını tek tek kullanıma açtıkça aslında kendi karakterinden ve duruşundan da tavizler veriyor. Kimi zaman saf yüreği, geçim sıkıntısı kimi zaman da aşkı bu tavizlerin sebebi oluyor. 


Film, hikayesinin temelini ve karakterini olabildiğince insani temellere dayandırıyor. Emre ve Emre'nin yolculuğunda karşısına çıkan her karakter, bir sabah işe giderken otobüste yanında oturduğumuz, metroda ondan sonra kart bastığımız ya da yan yana simit sırası beklediğimiz insanlara benziyor. Adeta her telden insanın buluştuğu bir İstanbul resmi gibi


Yan rollerin performansı ve kimi diyalogların buna bağlı olarak havada kalışı dışında, Plaza filminin belki de tek kusuru süresi. Hikayenin insani oluşu ve doğallığı, 1 saat 22 dakikalık sürede akıcılığından ve sürükleyiciliğinden kaybediyor. Belki de 25-30 dakikalık bir sürede son derece etkili olabilecek hikaye, gereğinden fazla açılan bir hamur gibi yer yer kopabiliyor.


Plaza filmi, güzel bir fikir ile yola çıkan ve bu fikrini gerçekçi temellere dayandıran, büyük plazaların ve kalabalığın içinde gittikçe yalnızlaşan ve doğru-yanlış muhakemesini kaybeden günümüz insanına güzel bir bakış atıyor. Festival yolculuğunda film ekibi ve Anıl Gelberi'ye başarılar, Cinedb okurlarına da keyifli seyirler dilerim. 

Yorumlar

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış, ilk yorumlayan sen ol.