90 Jenerasyonunun Günümüzdeki Parlayan Yıldızı: Saoirse Ronan

12 Nisan 1994’te Amerika’nın Bronx şehrinde doğan Saoirse Ronan, 2007’ye kadar televizyon dizilerinde küçük roller alarak sektöre adım atar. 2007’de ise yönetmenliğini yine Ronan’ın rol aldığı ve ilerleyen satırlarda belirteceğimiz 2011 yapımı Hanna ve geçtiğimiz oscar ödüllerinin en konuşulan filmlerinden olan, Gary Oldman’a da en iyi erkek oyuncu dalında oscar ödülü kazandıran Darkest Hour (En Karanlık Saat) gibi filmleri yönetmiş olan İngiliz yönetmen Joe Wright’ın yönettiği Atonement (Kefaret)’da rol alır. Aynı adlı romandan uyarlanan, 1935 İngiltere’sinde 13 yaşında küçük bir kızın ablası ile hizmetçilerinin oğlunun ilişkiye girmelerini yanlış yorumlayarak yıllar boyu sürecek bir trajediyi başlatmasına neden oluşunun anlatıldığı Atonement’deki performansıyla 16 yaşında ilk oscar adaylığına erişir Saoirse Ronan.


Atonement (2007)

Bu filmdeki başarısından sonra önü hızla açılmaya başlayan Ronan, 2 yıl sonra 2009’da bir başka başarılı filmde daha rol alarak kariyerini perçinler. The Lord of The Rings (Yüzüklerin Efendisi ) ve The Hobbit gibi üçlemelerle adını sinema tarihine altın harflerle yazdıran Yeni Zelanda’lı yönetmen Peter Jackson’ın yönettiği The Lovely Bones ( Cennetimden Bakarken )’da kötü bir tesadüf eseri sübyancı bir katil tarafından acımasızca öldürülen genç Susie’nin, cennete gittikten sonra kendi ailesinin yaşamını ve katilinin yaşamını izlemesini anlatan filmdeki performansıyla oldukça olumlu eleştiriler alır Ronan. Ayrıca bafta ödüllerinde en iyi oyuncu dalında adaylık kazanır. Filmde ayrıca Mark Wahlberg, Rachel Weisz, Stanley Tucci ve Susan Sarandon gibi dev oyuncular rol almaktadır ve Tucci bu filmdeki tiksindirici katil performansıyla en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında oscara aday gösterilir.

 The Lovely Bones(2009)

Lovely Bones’un başarısından sonra artık kendini kanıtlayan ve çocuk oyuncular arasından hızla sivrilen Ronan, 2011’de ise kariyerinin en önemli filmlerinden birinde rol alır. Yönetmenliğini yine Atonement’de olduğu gibi Joe Wright’ın yaptığı, kiralık katil bir babanın tetikçi kızını canlandırdığı Hanna filmi, özellikle kusursuz aksiyon sahneleriyle eleştirmenlerin ve seyircilerin beğenisini kazanır. Bu filmde de kendisine 2000 yapımı biyografik suç filmi Chopper (Kasap), 2004 yapımı Troy ( Truva ) ve 2005 yapımı Münich ( Münih ) gibi filmlerdeki performanslarıyla hatırlanan Avustralyalı aktör Eric Bana ve başta Lord of The Rings üçlemesi olmak üzere son olarak Blue Jasmine, Carol ve Manifesto gibi başarılı filmlerde rol alan oscar ödüllü Avustralyalı aktrist Cate Blanchett eşlik eder.

 Hanna (2011)

Hanna’daki performansıyla aksiyon sinemasında da kendine yer edinen Saoirse Ronan, bu filmden 1 yıl sonra 2012’de ise korku sinemasına göz kırpar. 1992 yapımı kült suç draması The Crying Game ( Ağlama Oyunları ) ve 1994 yapımı kült vampir filmi Interview With The Vampire ( Vampirle Görüşme ) gibi filmlerdeki başarılı yönetmenliğiyle tanınan İrlandalı yönetmen Neil Jordan’ın vampirlerin dünyasına geri dönerek çektiği Byzantium ( Bir Vampir Hikayesi )’da eski yüzyıllardan hayatta kalarak günümüz İngiltere’sine gelen vampir bir annenin vampir kızı Eleanor’u başarıyla canlandıran Ronan korku sinemasında da rüştünü ispatlamış olur ve birkaç festivalden adaylıklar elde eder. Bu filmde de kendisine 22. James Bond filmi olan Quantum Of Solace’daki performansıyla hatırlanan ve günümüzde femma fatale karakterlere hayat veren İngiliz aktrist Gemma Artenton ve 2007 yapımı olan biyografik müzikal film Control ile efsane beat kuşağı yazarlarından Jack Kerouac’ın aynı adlı otobiyografik romanından uyarlanan On The Road (Yolda) gibi filmlerdeki oyunculuklarıyla hatırlanan genç İngiliz aktör Sam Riley eşlik eder.

 

Byzantium (2012)

2012’deki Byzantium’dan sonra hiç ara vermeden 2013 yapımı olan distopik felaket filmi How I Live Now ( Seninle Yaşıyorum ) için kamera karşısına geçer Saoirse Ronan. Yönetmenliğini 2006 yapımı olan, Uganda diktatörü Idi Amin’in hayatını anlatan The Last King of Scotland ( İskoçya’nın Son Kralı ) ve 2009 yapımı başarılı politik gerilim State of Play ( Devlet Oyunları ) gibi filmleriyle tanınan İskoç yönetmen Kevin Macdonald’ın yaptığı How I Live Now, Amerika’dan İngiltere’de yaşayan ve neredeyse hiç görmediği kuzenlerinin yanına gelen umursamaz, fazla insan canlısı olmayan Daisy’nin buraya geldiğinde birden bire dünyada nükleer bir savaş çıkmasıyla birlikte aşık olduğu Eddie ve kuzenleriyle birlikte verdiği mücadeleyi anlatır. Bu filmde kendisine günümüzde Spider-Men’in yeni oyuncusu olan, onun dışında 2012 yapımı The Impossible ( Kıyamet Günü ) filmindeki performansıyla da hatırlanan genç İngiliz oyuncu Tom Holland ve 2014 yapımı lgbt filmi Pride ( Onur ) ile 2016’nın en çok konuşulan filmlerinden olan Captain Fantastic’deki performanslarıyla hatırladığımız bir başka genç İngiliz oyuncu George MacKay eşlik eder.

 How I Live (2013)

How I Live’in ardından günümüzün en büyük auteur yönetmenlerinden biri olan Wes Anderson’ın 2014 yapımı olan başyapıt filmi Grand Budapest Hotel ( Büyük Budapeşte Oteli )’de rol alır. Ronan. 20.yüzyılda savaşlar arasında Avrupa’nın hayali bir şehri olan Zubrowka’daki Budapeşte Oteli’nin görkemli günlerini farklı jenerasyonlardan karakterler izlediğimiz bu filmde  Saoirse Ronan, Agatha adlı genç bir otel görevlisine hayat verir. Bu filmde başrolde bulunmasa da kariyerindeki en önemli adımlardan biridir Grand Budapest Hotel. Bunun nedenlerinden bazıları ise şimdiye kadar çalıştığı en kariyerli yönetmen olan Wes Anderson’ın bu filmi yönetmiş olması ve rol arkadaşları olarak da Ralph Fiennes, F. Murray Abraham, Edward Norton, Adrien Brody, Willem Dafoe, Tilda Swinton, Owen Wilson ve Harvey Kietel gibi kült oyuncuların filmde yer almasıdır.

2015 ise Saoirse Ronan için hayli önemli bir yıldır çünkü kendisine ilk en iyi kadın oyuncu oscar adaylığını kazandırır. 2007’nin ses getiren dram filmi Boy A ( İsimsiz Çocuk )’nin yönetmeni olarak tanınan John Crowley’nin yönettiği Brooklyn’de Ronan, 1950’lerin Brooklyn’ine gemiyle gelen yalnız, korkak ve utangaç Ellis’in giderek üst sınıfa ayak uydurmaya başlamasıyla birlikte amerikan rüyasına adapte oluşu esnasında Little Italy’de yaşayan genç İtalyan Tony ile İngiliz aristokrasisini temsil eden Will’in arasında kalmasını anlatır. Film aynı zamanda İrlandalı yazar Colm Toibin’in aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlanmıştır. Aynı zamanda en iyi uyarlama senaryo dalında da oscar adaylığı elde eden Brooklyn’de Ronan’a yeni Star Wars üçlemesi olmak üzere, 2013 yapımı About Time ( Zamanda Aşk ) ve 2014 yapımı bilimkurgu filmi Ex-Machine ile hatırlanan genç İrlandalı aktör Domhnall Gleeson, 2008 yapımı Afterschool, 2012 yapımı The Place Beyond the Pines ( Babadan Oğula ) gibi başarılı filmlerde rol alan genç oyuncu Emory Cohen eşlik eder.

 

 

 Brooklyn (2015)

Brooklyn’deki başarısından sonra 2 yıl boyunca uzun metrajlı bir sinema filminde çalışmayan Ronan, 2017’de ise kariyerinde ikinci en iyi kadın oyuncu oscar adaylığını kazandığı Lady Bird’de rol alır. Lady Bird, geçtiğimiz ödül sezonunun en samimi ve içten filmlerinden biri olarak anılır. Aynı zamanda oyuncu da olan genç aktrist Greta Gerwig’in ilk uzun metrajlı filmi olan Lady Bird, 2002 yılında geçen bir hikayedir. Annesi gibi olmamak için elinden geleni yapmaya uğraşan lise son sınıfı öğrencisi Lady Bird lakaplı Christine’in annesini arkasında bırakarak tek başına New York’a doğru yol alma uğraşlarını anlatır. Ancak bu yolda, ergenlik sorunlar, üniversite sınav heyecanı ve erkek arkadaşı gibi sorunlar da peşini bırakmayacaktır. Filmin aynı zamanda oscarda en iyi film, en iyi orijinal senaryo ve en iyi yardımcı kadın oyuncu gibi adaylıkları da olmak üzere toplamda 5 dalda adaylığı vardır. Bu filmde Saoirse Ronan’a son yılların en çok konuşulan filmlerinden biri olan ve oscarla birlikte onlarca festivalden ödüllerle dönen roman uyarlaması bir lgbt filmi Call Me By Your Name ( Beni Adınla Çağır )’da rol alan Timothee Chalamet, Laurie Metcalf, Tracy Letts ve Lucas Hedges eşlik eder.

 Lady Bird (2017)

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamıştır.