Tarihe Not Düşen Filmler: Susuz Yaz



Yönetmen
 : Metin ERKSAN
Yapımcı      : Ulvi DOĞAN
Senaryo      : Metin ERKSAN
Oyuncular  :  Hülya KOÇYİĞİT, Erol TAŞ, Ulvi DOĞAN

***Necati Cumali’nin Susuz Yaz adlı kitabından uyarlanmıştır..         
                   
Yıl 1963 Türkiye’de henüz oluşmuş bir sinema tarihi ve kültürüde yok sayılır. Türk sinemasının Küçük Hanımefendi’li, Damat Ferit’li köşklerde ve yalılarda yaşanan efsane filmlerinin henüz başladığı yıllar. Anadolu izleyicisi için İstanbul henüz boğaz, Tarabya Oteli, Emirgan Korusu, Eminönü, Maçka Parkı’ndan ibaret. Dünyada bile henüz sosyal bilinçlenme başlamamış. Başka bir deyişle Dünya bile henüz 68 kuşağı ile tanışmamış. İste böyle bir zamanda Metin Erksan gibi bir dahi çıkıyor ve Susuz Yaz filmini çekiyor.

Susuz Yaz, içerisinde barındırdığı kuvvetli siyasi taşlamaları ile bugün bile politik sinemamızın az sayıdaki örneğinden biridir. Kuşkusuz hikayenin sahibi Necati Cumali’ nin hakkını vermek lazım. 1962 yılında yazdığı aynı adlı romandan  uyarlanan film, yazarın İzmir’in Urla ilçesine bağlı Bademli Köyü’nde avukatlık yaptığı yıllarda gözlemlediklerini konu ediniyor.
Kitabi okuyup filmi de izleyen biri olarak Metin Erksan’ I  yürekten tebrik etmek istiyorum. Yazarın kitapta yansıtmaya çalıştığı hikayenin aynısı filmde görsel olarak karşımıza çıkıyor.
 
Yüzüncü yılını yaşadığımız ülkemiz sinema tarihinde Metin Erksan’ın Susuz Yaz’ı kadar macerası hüzünlü ve iç burkan bir başka film var mıdır bilmiyorum. Film bitirildikten sonra doğal olarak devletin sansürüne uğruyor. O yıllarda sanatın “S” sinden haberdar olmayan devlet zihniyetimiz böylesine ciddi mesajlar veren gercekçi bir filmi görünce haliyle sansürleniyor.  Filmin oyuncularından Ulvi Doğan aynı zamanda filmin yapımcısıdır. Çekildiği yıl gösterimine izin verilmeyen filmi Ulvi Doğan arabanın bagajında yurt dışına kaçırır. Film herkesin bildiği gibi Berlin Film Festivali’ne katılır ve Altın Ayı ödülünü kazanır.  Susuz Yaz, bu başarısından sonra pek pragmatik Türkiye tarafından adeta bağra basılmış. Filmin oyuncuları ve yönetmeni, devlet tarafından ödüllendirilmiş. Bundan 20 yıl  sonra çekilen toplumsal içerikli filmlerin yıllarca yasaklı kaldığını düşünürsek buraya kadar her şeyin normal gittiğini düşünebiliriz.


 
Fakat Susuz Yaz filminin başına gelenler bununla sınırlı değil.  Aynı zamanda filmin başrollerinden birine hayat veren Ulvi Doğan verilen onca değere ve ödüle rağmen daha fazla para kazanmak için filme sahte oyuncularla pornografik sahneler ekler.  Susuz Yaz filmi yabancı sinema salonlarında ‘’Kardeşimin Karısı’’ ismiyle pornografik film olarak oynatılır. Böylesine kaliteli bir filme hobi olarak bile olsa yapımcılık yapmış hatta film de başrol oyuncularından birisi olarakta oynamış birinin bu davranışını anlamakta gerçekten zorluk çekiyorum. Sadece para mı bu adamı bu hale getirdi yoksa cehaleti mi karar veremedim.
Türkiye sineması, hiçbir döneminde entrikalardan uzak kalmayı başaramadı fakat sinema tarihimizin en önemli eserlerinden birinin başına gelen tüm bu olaylar  sinemasever bir birey için yalnızca laf arasında geçmesi gereken yaşanmışlıklar olarak kalmamalı diye düşünüyorum.
 
 
Filmin konusuna gelince Erksan’ın Susuz Yaz’ı, yalnızca film makarasının yaşadıklarıyla değil, anlattığı hikayeyle de dönemi göz önünde bulundurulduğunda var olan düzenin en naif yeniden tasvirlerinden birini çizer. Ege'nin kurak topraklarındaki köylerden biri ve su sıkıntısı çeken köy halkı, yaşayabilmek için suya, su içinse su kaynaklarını arazisinde bulunduran Osman (Erol Taş)  ve Hasan (Ulvi Doğan)  isimli kardeşlere muhtaçtırlar. Bahar ( Hülya Koçyiğit ) Hasan’ın severek evlendiğ eşidir.
Osman, yozlaşmışlığın simgesidir. Kendi topraklarından çıkan suyu, köyün diğer insanlarıyla paylaşmayı kabul etmez. Kardeşi Hasan ise ılımlıdır, abisinin aksine köylünün bu suda hakkı olduğunu düşünür çünkü suyu topraktan çıkaran Tanrı’dır. Osman kardeşi Hasan’ın sevdiği eşine de göz koymuştur. O, yalnızca suya değil kadınada sahip olmak ister. Evrensel çerçevede baktığımızda, Osman’ın yüzyıllar boyunca Âdemoğlunun sahip olmaya çalıştığı ve uğruna büyük mücadeleler verdiği iki elementi hedefine koyduğunu görürüz.
 

Doğanın iki mucizesine; suya ve kadına karşı aynı amaç doğrultusunda farklı şekillerde sahip olmaya çalışır. Aslında Metin Erksan’ın dünya düzenine sade bir eleştiri getirdiği düşünüldüğünde, kapitalist sistemin aynadaki yansımasıdır Osman karakteri. Paylaşmaz, paylaşmak isteyene tavrı nettir, bencildir, yalnızca kendisini düşünür, yeri gelince en yakın müttefikini karşısına alır yada onu yarı yolda bırakır, hep daha fazlasına sahip olmak ister, diğerlerine hep yüksekten bakar.
 
Metin Erksan’ın seçtiği başrolde kendinden sonraki nesillere ders veren Erol Taş’ın filmi tek başına sırtladığını söylemek de hatalı olmayacaktır. Dramatik bir eserin mizahi yönünü dahi kendisine saklayan usta oyuncunun sempati ile antipati arasında gitmekten kendini kurtaramayan karakterini ölümsüz kılmasının en önemli sebebi herhalde budur.
 

Bundan tam 55 yıl öncesini konuşuyoruz. Geçen bu kadar uzun zamanın arkasından insan ister istemez Türk Sineması’nda inanılmaz başarıların olacağını bekliyor. Mesela daha sonraki yıllarda bir kaç kez daha Berlin Film Festivali’nden, zaman zaman Cannes Film Festivali’nden ödüller almışız. 1960 yıllarda Ayhan Işık  ve Belgin Doruk Hoolywood’ a açılmışlar. Bir kaç Oscar adaylığı ve hatta ödül almışlar. Henüz 16 yaşındaki Hülya Kocyiğit hiç küçük hanımefendi olmamış mesela. Berlin’den sonra peş peşe yurt dışından film teklifleri almış. İtalya’dan Sophia Loren çıktıysa Türkiye’den de Hülya Koçyiğit çıktı diye teselli olmuşuz. Bütün bunlar olamaz mıydı? Elbette daha fazlası bile olabilirdi. Belkide neden olmadığını ayrıntısıyla analiz etmek gerekiyor.


Sonuç olarak  başından geçen olaylara ve gerçekten sarsıcı kimi sekanslarına rağmen Türk Sinemasının en başarılı filmlerinden biri olan bu filmi günümüz yapımlarıyla karşılaştırdığımda ne kadar geriye gittiğimizi görmek zor değil.  Susuz Yaz, dönemi içinde değerlendirildiğinde yeni bir hikaye, fazla gerçekci ve fazla cesurmuş. Sanırım tamda bu sebepten dolayı dönemini kendi zaman diliminde kavrayamamışız.

İzlemeyen var ise tarihin karşısında dimdik ayakta duran bu filmi kaçırmasınlar derim. İyi Seyirler…

Sevgiyle Kalın..

Ayhan Görgülü
 

Filme Git

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamıştır.