Tarihe Not Düşen Türk Filmleri




 
Merhaba Sevgili Dostlar,

 
Yeni bir yazı dizisi ile yeniden birlikteyiz. Bu yazı dizisinde Türkiye Sinema tarihinde adından söz ettirmiş 20 filmi sizler için yorumlamaya calışacağım. Cinedb’ nin Top100 listesinde de ön sıralarda yer alan bu filmleri benim ilk 20 listem gibi sizlere aktarmak istiyorum. Bu filmlerin listesini aşağıda bulabilirsiniz. 
1.Yol
2.Kader
3.Babam Ve Oğlum
4.Gemide
5.Kaç Para Kaç
6.Susuz Yaz
7.Sürü
8.Güneşe Yolculuk
9.Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak
10.Duvara Karşı 
11.Vavien
12.Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi 
13.Sivas
14.Mustang
15.Züğürt Ağa
16.Kesik
17.Vizontele
18.Eşkiya
19.Masumiyet
20.Selvi Boylum Al Yazmalım
 
Yukarıda sıraladığım filmlerin çok azının geniş kitleler tarafından izlenebildiğini düşünüyorum. Oysa bu filmlerin her biri sinema sanatı açısından oldukça kaliteli, gurur duyabileceğimiz filmler. Bu filmlerden biri hatta bir çoğu ”En İyi Yabancı Film Oscar’ı” nı alabilecek seviyede filmler olmasına rağmen içlerinden sadece MUSTANG filminin aday olabildiğini onunda yarışmada Fransa’yı temsilen bulunduğunu biliyoruz. 
 
Peki sorun nedir? Biz filmlerimizi doğru pazarlayamıyor muyuz? Ya da neden çok ciddi bir iletişim problemimiz var bunu anlamakta güçlük çekiyorum. Sanırım en büyük problemimiz dil, sadece toplum olarak değil sanatçılarımızın da ciddi bir komünikasyon sorunu olduğunu düşünüyorum. 
Biliyorsunuz Hollywood doğulu bir oyuncuya ihtiyaç duyduğunda ilk teklifi  Ayhan Işık’ a yapmıştı Fakat Ayhan Işık ingilizce bilmedigi için mecburen teklif Ömer Şerif’ e yapılıyor. Şerif, bu sayede dünya sinamasında Mısırlı bir oyuncu olarak yerini alıyor. 
 
O günden bu güne yurt dışında yetişmiş olan yönetmenlerimizi saymazsak durumçokta  farklı sayılmaz. Hala kendimizi tam ifade edemediğimizi ve pazarlayamadığımızı düşünüyorum. Zira yukarıdaki filmlerin bir çoğu dünya standartlarında üst seviyelerde filmler olmasına rağmen sınırlarımız dışında herhangi bir ses getirmediler. Umuyorum ki bundan sonra iletişim kanallarının da çoğalması ile daha iyi başarılar elde edebiliriz. 
 
Yukarıdaki filmleri yorumlamadan önce Türk Sinema Tarihi hakkında bazı tespitlerde bulunmak istiyorum. 1960’lar da Yeşilcam filmleri furyası başlıyor. Eğlence sektörünün belkide en önemli aracı haline geliyor. Dolayısıyla yapılan filmlerde sanatsal kriterlerden ziyade insanların gazoz, cekirdek, patlamış mısır eşliginde kah gülmesi kah ağlaması amaçlanan masallar anlatılıyor. Çok uzun yıllar sinemada  toplumsal uyanışa yardımcı olacak sanatsal bir etkinlik olarak algılanmıyor. Filmlerdeki zenginlerde farklı fakirlerde... Nedense fakir olanların hepsi ya çok yetenekli ya da çok şanslı. İstanbul’da köprü altında yaşayan çocukların hayatına imrenmemek mümkün değil. 
Bu gunun kalite standartlarinda Turk sinema tarihine bakmak pek ic acici olmayacaktır. Zira o dönemde yaşamış sektöre hizmet etmiş gerek teknik ekibin gerekse oyuncuların olması gereken bilinçte olmadıklarını düşünüyorum.
1970’ler ve 1980’ler hem bu tür masalsı filmlerin en çok çekildiği hemde toplumsal uyanışla beraber sosyo-politik filmlerin de başladığı yıllar. 1970’lerde masalsı filmlerin Hababam Sınıfı serisi ile beraber sona erdiğini düşünüyorum. 
 
Yine bu yıllar politikleşen topluma karşı arabesk ve pornografik içerikli filmler üretilerek toplumsal uyanışa karşı sinemanın çok etkin bir şekilde kullandığı yıllar diyebilirim. İki üç günde çekilen bu filmlerin sinema tarihinin en kötü filmleri olduğu kesin.  1980 askeri darbenin de etkisi ile çok uzun yıllar Türk Sinemasında kaliteli filmlerin yapılamadığını düşünüyorum. Bunun yerine ”Ne kadar aptalsan o kadar komiksin” anlayışlı komedi filmleri ve bilinçsiz kitleleri müzikle uyuşturmayı amaçlayan arabesk filmlerinin en çok üretildiği yıllar bu yıllardı. Yukarıda listelemiş olduğum filmlerin çok azı bu yıllarda çekilmiş. Çok büyük çoğunluğu ise 2000’li yıllarda çekilmiş filmlerdir. Elbette bu gün sinema sektörü geçmiş yıllara oranla hem daha bilinçli hem daha kaliteli hem de sektör olabilecek büyüklükte bir sanat faaliyeti olarak karşımıza çıkıyor. Buna rağmen gişe sonuçlarına bakacak olursak aldığımız yolun Kemal Sunal’ın seri filmlerinden ancak Recep İvedik’e ulaşabildiğini söylemek zorundayım. Elbette istisnalar var ve ben bu istisnalardan bir kaç tanesini  sizler için seçtim ve bu seride yorumlamaya calışacağım. 
 
Sevgiyle kalın… 
 
 
 
 
 

 
 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamıştır.