Tehlikeli Oyun Film Afişi

Tehlikeli Oyun Filmi Eleştirisi

09 Nisan 2018

2000 sonrası Modern Alman Sineması’nda anti faşist filmler arasında en bilinenlerden biridir.

Önce oyunculuklarla başlayalım. Öğretmen Wenger rolünde Alman aktör Jürgen Vogel gerçekten büyük oyunculuk gösteriyor. Özellikle finaldeki konuşma sahnesinde oyunculuğu doruğa çıkıyor. Film boyunca ona hemen inanan ve faşist ideolojiye çabuk uyum gösteren kimsesiz öğrenci Tim rolünde ise Alman sinemasının yakın dönemdeki en iyi oyuncularından olan Frederick Lau’yu görüyoruz. Lau’yu, 2015’in en iyi Avrupa filmlerinden biri olarak görülen ve ülkemizde de Filmekimi kapsamında gösterime giren Victoria filmindeki Sonne karakterinden hatırlayacağız. Bu film Victoria’dan hayli eski bir film ve Lau’nun buradaki oyunculuğu kuşkusuz ki ona Victoria ve nice başarılı filmin kapısını açmış. Filmin yönetmeni Dennis Gansel ile 2004 yapımı olan, ikinci dünya savaşı sırasında Hitler Gençliği’nin eğitildiği okullar olan Napola’ları anlatan Napola adlı filmde de birlikte çalışmış olan genç oyuncu Max Riemelt, bu filmde de oldukça başarılı bir performans sergiliyor. Riemelt’in karakterinin sevgilisini canlandıran genç aktrist Jennifer Ulrich’te filmde sırıtmıyor ve rolünün hakkını veriyor. Aynı zamanda film 1965 yılında Amerika’nın Kaliforniya eyaletindeki bir lisede yaşanan gerçek bir olaydan alıntıdır. Yazar Todd Strasser’in Wave ( Dalga ) adlı romanından beyazperdeye uyarlanmıştır.
 
 
 
**Yazının buradan sonrası filmi izlemeyenler için spoiler içermektedir.
Film, özellikle 2000 sonrası Modern Alman Sineması’nda anti faşist filmler arasında en bilinenlerden biridir. Bunlardan bazıları 2003 yapımı Goodbye Lenin (Elveda Lenin), 2004 yapımı The Edukators ( Eğitmenler) ve 2005 yapımı olan Sophie Scholl:The Final Days. Die Welle, özellikle faşizmin gelmeyeceği düşünülen yerlere nasıl kolayca hakim olabileceğini, gayet okumuş ve kültürlü ailelerin çocuklarının nasıl bir haftada faşist birer militan olabileceklerini son derece gerçekçi biçimde anlatıyor. İlk gün öğretmen Wenger, normalde öğrenciler tarafından kendisine sadece Wenger denilebiliyorken ayağa kalkıp Bay Wenger denmesini istiyor, ikinci gün kendi sınıfına okula beyaz gömlekle getirtiyor, üçüncü gün kendilerine bir isim veriyorlar; Wave (Dalga). 4.gün Dalga’ya internet sitesi kuruyorlar ve okulda bildiri dağıtıyorlar. 5.gün sınıfta Dalga’yı desteklemeyenler dışlanmaya başlıyor, 6.gün Wenger’in etkisine en hızlı giren öğrenci olan Tim, şehirde bir binaya Dalga’nın ambleminin bulunduğu bir posteri asıyor ve 7.günde de Wenger bunun bir hata olduğunu, ülkelerine diktatörlüğün bir daha gelmeyeceğini düşünen öğrencilerinini nasıl bir haftada diktatör gibi davranan kendisine boyun eğdiğini açıklamak için bir toplantı düzenliyor ve bu toplantının sonunda Tim, bir arkadaşını vuruyor ardından kendi kafasına sıkarak intihar ediyor.
 

Die Welle’nin bir başka en önemli özelliği de filmin izleyiciyi sıkmaması için başvurulan teen taktiği. Yönetmen bunu kesinlikle çok iyi düşünmüş ve kusursuzca filme ekarte etmiş. Teen derken burada bahsetmeye çalıştığım şey gençlik filmi olması yani daha çok Amerikan sinemasında rastladığımız sürekli partileyen, içki içen, ot içen, uyuşturucu kullanıp kaliteli müzikler dinleyen gençlerin anlatıldığı filmlerdir. Bu tür bu filmde çok fazla kullanılmıyor ama kullanılması çok anlamlı çünkü filmin çok rahat biçimde izlenmesini sağlıyor. Sürekli politika ve ideolojiyle seyirciyi boğmadan bu tarz sahneleri de filme koyuyor.
Bu olay özellikle Dalga’nın okulda popüler olmasından sonra grup üyelerinin verdiği parti sahnesinde göze çarpıyor. Partide dünyaca ünlü grup The Subways’in kült şarkısı Rock & Roll Queen şarkısı çalıyor ve grubun üyeleri öpüşüp dans ediyorlar, içki içip eğleniyorlar. İşte bu ve filmde birkaç kere daha gördüğümüz benzeri sahneler filmin türüne uygun olmamasına rağmen özellikle genç izleyicinin filmi daha rahat seyretmesini sağlıyor. Filmin bir başka en iyi anlattığı şey ise faşizm. Tim karakteri filmde faşizme çok iyi bir örnek oluşturuyor. Faşizmin aynı Tim gibi yalnızlık çeken, asosyal, ezilen, dışlanan ve kendine bağlanacak bir şey arayan bir genci nasıl kolayca etkisi altına aldığını görüyoruz. Genellikle dünyada şimdiye kadar kurulan tüm faşist diktatörlükte faşizme kolay adapte olan insanların büyük çoğunluğu böyle insanlardır ve film bunu çok iyi gösteriyor.