Ve Sonra Dans Ettik Film Afişi

Ve Sonra Dans Ettik Filmi Eleştirisi

Levan Akın’ın Gürcistan’daki LGBTİ karşıtı düşünce sistemini eleştiriye aldığı filmi “Ve Sonra Dans Ettik” ile sizlerleyiz.



LGBTİ karşıtı protestolarının şiddete varan boyuta ulaştığı ve tıpkı bizim ülkemizde de olduğu gibi Onur Yürüyüşleri'nin engellendiği, kişilerin kendilerini ifade etme ve yaşama haklarının ihlal edildiği bir ülke Gürcistan. Akın’ın da bu soruna parmak basmak istemesi ve bu yolda gerçekten estetik bir sinema dili kullanması beni mutlu etti.


Filmin başrolünde Levan Gelbakhiani’yi izliyoruz. Merab geleneksel dans ile iç içe bir çocuk. Bachi Valishvili’nin (Irakli) dans topluluğuna gelmesiyle işler karışıyor. İkili arasında kıskançlık ve gerilim tırmanıyor. Çatışma öğesinin bir amaç uğruna çabalayan iki birey arasındaki rekabete oturtulması filme olumlu bir etki sağlamış. Sağlam temelli bir çatışmanın oluşu da dramatik durumu daha güçlü kılıyor. Biraz bizim sinemamıza benzeyen dram kullanımı dikkat çekici. Yalnız bazı noktalarda gereksiz trajediye de dönüşen bir duygu yönetimi var.


Görüntülerinde dramatik yapısı kadar başarılı olamayan filmin renkleri için de eleştiride bulunabilirim. Estetik bir çerçeveleme olmasına rağmen çoğunlukla amatör bir görüntü izlenimi veriyor.


Öyküsel olarak yapılan diğer LGBTİ işlerinden bu filmi daha farklı bir noktaya koyacak herhangi bir artı unsur olmamakla birlikte dikkat çekiciliği noktasında da eksik bir yanı yok. “Call Me By Your Name” gibi son dönemin adından söz ettiren LGBTİ filmlerinden ayrılan noktası ise mutlaka bir zihniyet savaşı veriyor olması. Eşcinsellik gibi; bir tercih olmayan ve tamamen bireyin kendi ruhuna ve biyolojisine yazılmış bir durumu yasalarla yasaklayan, toplumda şiddet ve linç söylemlerine öncülük eden bir zihniyete karşı bir protesto aslında yapılan. Bu bence “doğu” LGBTİ filmlerinin batıdaki eşcinsel dramlarından ve aşk hikayelerinden daha gerçek ve daha başarılı olmasını sağlıyor. Çünkü gerçekte bizler henüz İtalyan LGBTİ özgürlüğüne ve algısına kavuşmuş bir toplum değiliz. Otoritelerin nefret besleyen zihniyetlerine karşı verilen bir mücadele izlemekten zevk alıyoruz. Bununla birlikte aşkın her türlüsü dünyayı daha güzel bir yer haline getirdiğinde işte o film; özel bir filmdir.



Tayfun Çidem