Yangın Yeri Film Afişi

Yangın Yeri Filmi Eleştirisi

Başka Sinema Ayvalık Film Festivali seçkisinde yer alan Yangın Yeri filmi Cinedb eleştirisi:

O Que Arde(Yangın Yeri), yönetmenliğini Oliver Laxe’in yaptığı, 2019 yılında Cannes Film Festivali Jüri Özel Ödülü ve en iyi ses tasarımı, 2019 Mar del Plata En İyi Film Ödülü, 2020 Goya Ödülleri En İyi Kadın Oyuncu gibi pek çok ödül kazanmış, Fransa ve İspanya ortak yapımı ve bu sene Başka Sinema Ayvalık Film Festivali seçkisinde yer alan bir drama filmidir. 




Film, kundakçılık suçundan hüküm giyen Amador’un şartlı tahliyeyle hapisten çıktıktan sonra kasabasına dönüşünü ve burada annesiyle birlikte Galiçya topraklarında, doğayla iç içe geçmiş yaşamını anlatıyor. Filmin belirli bir olay örgüsü ya da klasik Amerikan filmlerinde izlemeye alışık olduğumuz, bir amaç uğruna maceraya atılan karakterleri yok. Peki anlatacak bir hikayesi olmamasına rağmen bir film ne kadar ilginç olabilir? Genç yönetmen Oliver Laxe; izleyiciye daha ilk dakikadan muhteşem ses miksajı ve film müzikleriyle harmanlanmış bir görsel şölen sunuyor ve seyirciyi ilk dakikadan film dünyasının içine almayı başarıyor. Bir dram filminden daha çok gerçek hayatı yansıtan bir belgesel havası hakim filme. Uzun ve ağır tempolu açılış sahnesi, seyircinin içine yavaş yavaş işlerken, aynı zamanda sıradan bir film olmayacağı sinyallerini de seyirciye gönderiyor. Yönetmen; her sahneyi adeta bir ressam edasıyla büyülenmiş bir şekilde sunuyor seyirciye. Canlı renk paletleriyle sunulan doğa; çoğu zaman doğal seslerle, kimi zaman da klasik müziklerle birleştirilerek seyircinin gözünde ruhu derinden etkileyen bir sanat eserine dönüşüyor. 


‘’Müziği anlamak için, sözleri anlamaya gerek yok.’’


Filmin göz kamaştıran, büyüleyici dünyasından çıkmak biraz zor. Yönetmen tüm gerçekliğiyle doğayı seyircisine sunarken; seyircide sanki bir koltukta oturuyor değil de, doğada geziniyor hissi yaratıyor. Her ne kadar doğada bulunma hissi içinizi huzurla kaplıyor olsa da filmdeki karakterlerin sığlığı ve boşluğu da biraz iç karartıcı, yer yer de sıkıcı olabiliyor. Hiçbir karakterin aslında kim olduklarını, şimdiye kadar nasıl bir yaşam sürdüklerini, ne düşündüklerini bilmiyoruz. Yönetmen; karakterleri bize tanıtma ihtiyacı duymuyor, karakterlerle ilgili herhangi bir şey düşündürtmüyor. Film bizlere karakterlerle ilgili hiçbir şey sunmadığı için, onları anlamamıza da imkan vermiyor. Bize sunulan tek bilgi, baş kahramanımız Amador’un bir ormanı yaktığı ve kundaklama suçundan hapis yattığı. Bu fazlasıyla sessiz olan karakterimiz adeta bir hayalet gibi; varlığı anlaşılmıyor ama hissediliyor. Belki de doğayla bu kadar iç içe olan bir karakterin anlaşılması değil de hissedilmesi gerekiyordur.


‘’Canı yanan can yakar.’’


Yangın Yeri; olağanüstü sekanslarıyla filmi doğayla buluşturuyor. Film, bir yandan doğanın ruhu besleyen ve huzur veren büyüleyici görüntüsüyle içinizi ısıtırken; öteki taraftan da içinizde boşluk yaratan karakterleri birleştirerek sizi rahatsız edecek bir tezatlık oluşturuyor. Filmin fazlasıyla imgesel ve sembolik olduğunu düşünüyorum. Yangın; belki Amador da olduğu gibi içimizdeki her şeyi yıkarak bizde boşluk oluşturan bir sembolken, kimisi için de her şeyden arınıp yeniden doğmayı sağlayan ve umut oluşturan bir semboldür. Son olarak; bana göre, yönetmenin amacı böyle sığ bir karakter çizerek, seyircinin herhangi bir şey düşünmesini engellemekti. Çünkü, hayatta bazı şeyler anlaşılarak değil de hissedilerek güzelleşir. Bazen ihtiyacımız olan tek şey; hiçbir şey düşünmeden varlığımızı hissetmektir. Belki de yönetmenin amacı da hayatımızın yoğun temposundan biraz olsun kaçarak, düşünmekten unuttuğumuz hisleri bize yaşatıp onları hatırlamamızı sağlamaktı. Sanırım, filmin sizin için ne ifade ettiğini izleyip ya da hissedip bulmanız gerekecek.

Yorumlar

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış, ilk yorumlayan sen ol.