Yeşil Sokak Holiganları Film Afişi

Yeşil Sokak Holiganları Filmi Eleştirisi

30 Mart 2018

Hiç Ummadığınız Anda Hayatınızın Değişmesi

Oyunculuklara baktığımız vakit aslında Lord Of The Rings ( Yüzüklerin Efendisi ) serisinde oynamış olmasına rağmen o seri dışında herhangi bir kült, başyapıt veya iyi bir filmde rol almayan Elijah Wood, bu filmde çok sırıtmıyor ancak biraz pasif kalıyor. Onun yerine başka bir oyuncu ile karakter daha gerçekçi yansıtılabilecekken baş holigan Pete’i canlandıran Sons Of Anarchy dizisiyle kariyerinin zirvesine çıkan flaş İngiliz aktör Charlie Hunnam ise filmde adeta döktürüyor. Hunnam, holigan rolüne öyle bir yakışıyor ki filmi izlerken adamın oyuncu değil gerçekten holigan olduğunu düşünebiliyorsunuz. Jest ve mimikleri ile ağır İngiliz aksanı ile birlikte çok karizmatik bir holigan portresi çiziyor Charlie Hunnam.

Filmde aslında künyede yazdığım abla ve kocası karakterleri çok ön planda değil. Onlardan daha çok Pete’in taraftar grubundaki yakın arkadaşı, bir nevi sağ kolu Bovyer ile karşıt taraftar grubu Millwall’un lideri Tommy Hatcher. Bovver karakterini ise İngiliz oyuncu Leo Gregory canladırıyor. Bovver, mensubu olduğu grubun lideri Pete’i çok seven, genellikle bir günün tamamında sarhoş olan ve kavga için yer arayan hırçın bir karakter. Leo Gregory bu karakteri gerçekten çok başarılı canlandırmış ki çok ünlü bir oyuncu olmamasına rağmen karaktere cuk oturmuş.

 

Diğer ana karakter olan, Millwall grubunun lideri Tommy Hatcher’ı da bir diğer İngiliz oyuncu Geoff Bell canlandırıyor. 2008 yapımı hit Guy Ritchie filmi Rocknrolla ve 2014’ün en sürpriz filmlerinden olan başarılı aksiyon Kingsman: The Secret Service gibi filmlerden hatırladığımız Bell’in en akılda kalıcı performansı kesinlikle Green Street Hooligans’ta. Tommy Hatcher’da çok sinirli ve kavgacı bir karakter, özellikle West Ham’ın taraftar grubunu düşman olarak görüyor. Bunun nedeni de geçmişte oğluyla birlikte maça giderken West Ham’lılarla kapışırken oğlunun arada kalıp ezilerek ölmesi.

**Yazı bu bölümünden itibaren filmi izlemeyenler için spoiler içermektedir.

Filmin kuşkusuz en iyi olduğu ve en çok övüldüğü yanı ise gerçekçi kavga sahneleri ve şiddet. Filmde onlarca böyle sahne olmasına rağmen yönetmeninin kadın olması filmi çok daha özel bir yere taşıyor. Geçmişte de Mary Harron’un yönettiği ve Christian Bale’in adeta döktürdüğü American Psycodaki etki bu filmde de hissediliyor. Şiddet sahnelerinde kullanılan hızlı ve ağır çekim teknikleri filme çok yakışıyor ve akıcılığını arttırıyor. Arkada da başarılı müzikler olunca şiddet sahneleri gerçekten filmin en başarılı ve unutulmayan sahneleri oluyor. Filmdeki en önemli şeylerden biri de karakter değişimi. Filmde Matt’in göründüğü ilk sahne kendisinin söylediği şu cümleyle başlıyor :

“ Benim adım Matt Buckner, geçen yaz diploma almama 2 ay kala Harvard’dan atıldım. Fakat öğrenmek üzere olduğum şeyi dünyanın hiçbir okulu bana veremezdi.”

Ve Matt, kuzeni Pete ile tanıştıktan sonra maç öncelerinde barlarda içmeye, maçlara gitmeye ve maç sonralarındaki kalabalık holigan kavgalarına karışmaya başlıyor. Kuzeninin lideri olduğu GSI’e üye olan ilk ve tek Amerikalı olarak nam salıyor ve Yankee lakabıyla anılmaya başlıyor.

Finalde ise ‘su testisi su yolunda kırılır’ deyimine atıfta bulunurcasına Pete abisinin hastanelik edilişinin intikamını almak için Tommy Hatcher’ın Millwall çetesiyle bir kavga ayarlıyor ve Tommy tarafından o kavgada dövülerek öldürülüyor. Matt ise katıldığı bu son kavgadan sonra artık gruptan ayrılma kararı alıyor ve Harvard’a geri dönerek kendisine kazık atan zengin kokainman çocuktan ses kaydı alıp idareye vererek hesap soruyor ve en nihayetinde okula dönüyor. Green Street Hooligans, kesinlikle futbol ve holiganlık dendiğinde akla ilk gelen filmdir. Sonuç olarak ağır bir anlatımı olmayan, seyircisini nasıl yakalayacağını çok iyi bilen, anlatmak istediğini gayet sade, başarılı kavga sahneleri, küfürler ve iyi müziklerle anlatan bir hit film Green Street Hooligans.