Yokuş Aşağı Film Afişi

Yokuş Aşağı Filmi Eleştirisi

Turist-Force Majeure uyarlaması olan Yokuş Aşağı filmi nasıldı?



2014 yılında Ruben Östlund'un yönettiği bir komedi-drama filmi olan Turist-Force Majeure’den uyarlanan Yokuş Aşağı; Jim Rash ve Jesse Armstrong dokunuşlarıyla vizyondaki yerini aldı.  İlk filmin ana teması ve görsel tercihlerinden uzaklaşmamakla, senaryo açısından da orjinaline yakın kalmakla beraber daha “Amerikanvari” olan bu filmin yönetmen koltuğunda ise Nat Faxon ve Jim Rash oturuyor.


Yokuş Aşağı, evli bir çift olan Pete (Will Ferrell)  ve Billie (Julia Louis-Dreyfus)’nin sıradan bir günlerine açılıyor. Çift, çocukları Finn ve Emerson ile birlikte Avusturya Alpleri'nde kayak tatiline çıkıyor, keyifli birkaç gün geçiriyorlar. Bu sürede ilişkilerini, paylaştıklarını ya da gayret gösterdikleri birliktelik alanlarını gözlemleyebildiğimiz Pete ve Billie; hikayenin bundan sonrasına yön verecek olayın yaşandığı andan sonra düşünsel bir ayrılık yaşıyorlar. Kendilerine göre zor zamanlar geçiren, içsel sancılara sahip bu evli çiftin iletişimi gibi filmin akışı da; tıpkı Alpler'den aşağı doğru yuvarlanan o çığ gibi günden güne yavaşlıyor, soğuyor. Başta iyi görünen, yaklaştıkça bozulan her şey gibi bu evlilik de kendi sınırlarını çizmek üzerine soğuk bir savaşa giriyor. Kendi sınırlarını çizmek konusunda pek de usta olmayan Billie ve Pete’in asıl sorunları ise yoruma açık. Kimi zaman bencilliğe dokunuyor film, kimi zaman ölüm-yaşlılık korkusunu anlatıyor seyirciye, kimi zaman sorumluluğa, kimi zaman da içgüdüye yoruluyor… Filmin finalinde ise yönetmen kendi cevabını tatlı bir gülümseme gibi düşürüyor çatıdan.


Yokuş Aşağı; Turist ile -ister istemez- karşılaştırmaya gidildiğinde ise bazı açık fakat cevap bulması gereken noktalarda ayrılıyor. Hikaye her ne kadar benzer olsa da işleniş ve bazı diyaloglar, karakterlerin -özellikle çiftin çocuklarının- alt metinlerini yetersiz kılıyor. Örneğin Pete ve Zach’in ilişkilere dair yorumlarının ve finale doğru tartışmaların çözümlendiği kahramanlık oyununda verilmek istenen duygunun salt kelimelere yüklenmesi; görsel açıdan eksik kalmakla beraber izleyicinin doğru kanala girememesine, hayal gücü kapısının kapanmasına yol açıyor. Duygular hazır, paketlenmiş bir biçimde önümüze sunuluyor.  Durum böyle olunca da film; oldukça müsait olan senaryoda dram ve mizah kapasitesi yeterince değerlendirilememiş, kendine güvenmeyen ve geri duran bir imaj sergiliyor. Tüm bunlara karşın “bir başka felaket filmi” olması, felaket yorumlamalarının genişlemesine yardımcı oluyor; daha önce üzerine düşünülmemesi muhtemel psikolojik bir gerilim yaratısının başarısıyla dikkat çekiyor. 

 

Toparlayacak olursak Yokuş Aşağı filmi; çekingen yönetimine ve kimi zaman anlaşılması güç kurgusal tercihlerine rağmen isim ve duygusal temposunun paralelliği, dağ çekimleri, dış mekanda aksiyonun kusursuz takibi ve estetiği, başarılı oyuncu performansları ve yer yer gülümseten hikayesiyle herkesin kendinden bir şeyler bulacağı tatlı bir Hollywood güzellemesi. Sık sık tekrarladığı mottosuyla da gülümsetici. “Kaybedecek bir günün bile yok!


Yorumlar

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış, ilk yorumlayan sen ol.